KARBEYAZ's notes (199) 

Please wait...
Sorry, the note you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't post your note right now. Please try again later.
To post a note you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off notes.
Sorry, we can't delete your note right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of notes that can be posted in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to post notes disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish posting your note.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.

To post a note, sign in with your Windows Live ID (it's your Hotmail, Messenger, or MSN account). Sign in


Don't have a Windows Live ID? Sign up

Zagor TENAYwrote:
İzarıyla ridâsıyla
Ya Rab! Bak şu kullarına
Lebbeyk lebbeyk nidâsıyla,
Çıktılar hac yollarına.

Kabe’ye yönelmiş yüzler
Orda birleşecek cüzler
Arşı titretecek sözler,
Lebbeyk lebbeyk nidasıyla.

Sen ki,ey Mescid-i Haram!
Kokun gelir buram buram
Uçan kuştan seni soram,
Lebbeyk lebbeyk nidasıyla.

Suyu insan olan seller
Hüda’ya açılmış eller
Allah’ı zikreder diller,
Lebbeyk lebbeyk nidasıyla.

Kulların eğik başları,
Nefse karşı savaşları
Günah yıkar göz yaşları,
Lebbeyk lebbeyk nidasıyla.

Bir manzara ki,şahane
Beytullah bir şifahane
Hacılar olmuş pervane,
Lebbeyk lebbeyk nidasıyla.

Boşa gider mi emekler
Kullar affolmayı bekler
Hakka ulaşır dilekler,
Lebbeyk lebbeyk nidasıyla.

Hak aşkıyla coşanları
Bin merhale aşanları
Gör Safa’da koşanları,
Lebbeyk lebbeyk nidasıyla.

Hisler bir bir kabarıyor
Gözler maziyi tarıyor
Canlar cananı arıyor,
Lebbeyk lebbeyk nidasıyla.

Gezerken Hira dağını
Yaşar sahabe çağını
Arz eder Cennet bağını
Lebbeyk lebbeyk nidasıyla.


Siyah taşa yüz sürerler
Günah defterin dürerler
Ağlayıp tevbe ederler
Lebbeyk lebbeyk nidasıyla.

Nice mü’mini gör tanı,
Kalbi Hak diye atanı
Taşlıyor melun şeytanı,
Lebbeyk lebbeyk nidasıyla.

Bir meltem gibi eserler
Her kötülüğe küserler
Hak için kurban keserler,
Lebbeyk lebbeyk nidasıyla.

Olmasın şöhretim,şanım
Günahkarım,hem pişmanım
Gelsem sana Rasül-i zîşanım,
Lebbeyk lebbeyk nidasıyla.

Ya Rasül!Sana varan da
Ravza-i mutahharanda
Şefaat deyip duran da,
Lebbeyk lebbeyk nidasıyla.

İman çok şeyin ilacı
Gidiş güzel ,dönüş acı
Nice insan oldu hacı,
Lebbeyk lebbeyk nidasıyla.

Ne kadar şükredilse az
Yesrib’de kırk vakit namaz
Bu yoculuk ne büyük haz,
Lebbeyk lebbeyk nidasıyla.


Yalvarıyorum ben sana
Lütfet rabbim Haccı bana
Dua edem kana kana,
Lebbeyk lebbeyk nidasıyla.

Ya Rab!Tutuver kollarından
Razı ol hacı kullarından
Dönecekler hac yollarından,
Lebbeyk lebbeyk nidasıyla.
Jan. 26
Politika Nedir ?
Hazır imkanlar ele geçirmişken cebi doldurmak,
Ac akraba ve arkadaşaları iyice doyurmaktır

Politika Nedir?
Millete ufak tefek iyilik etmek,
Daha önce görmediğiniz ülkelere gitmektir,

Politika Nedir?
Gerçek problemlerin üstünü örtmek
Suni gündemle halkın burnunu sürtmektir,

Politika Nedir?
Muhalefetin her sözüne hayır demek
Bu en gerçek görev ve en büyük emektir

Politika Nedir?
Yapamayacağın vaadi yapaçakmış gibi halka anlatmak
Göz göre göre vatandaşı aldatmaktır

Politika Nedir?
İşine gelmeyene çatmak
Televizyondan sağa sola laf atmaktır

Politika Nedir?
Gizzemi çözülmemiş büyük bir sırdır
İnsanlar onun için sürekli eder dır dır

Politika Nedir?
Bana sorarsanız ufo ların getirdiği sihirli bir taş
Kimine aş olur,kiminede baş

litika Nedir?
Kaf dağının ardında bir peri
Görmek isteyeni öldürür soğuk bir zemheri

Politika Nedir?
Ne elmadır ne de muz
Doğru isen sürekli tuz

Politika Nedir?
Karpuz gibi dilim dilim dilinmeyen
Ne tatlı ne acı,ağız tadı ile yenilmeyendir

Politika Nedir?
Ney olduğu tam olarak bilinmeyen
Yıllardır hafızalardan silinmeyendir

Politika Nedir?
Bence polisiye bir dizinin baş aktörü
İçine girince insan anlar, asıl faktörü

Adnan Şahin
Jan. 25
TÜRK TARİHİNDEN DAMLALAR

Çağlasın hep şarkılar, yan Türkiye’m
İnlesin hep türküler, yan Türkiye’m

Mustafa’m kurmuş güneşler bahçede
Mustafa’m kurmuş ateşler bahçede

Devletim, közlerde yakmış nur çiçek
Milletim olmuş zamansız kor yürek

Şimdi çağlar hep denizler kaygısız
Renkli güller gönle açmış korkusuz

Renklenir birden, duran ülkem tüter
Bahçelerden al gülüm korsuz biter

Yaylalardan çağlamaz, şevksiz ayaz
Milletim hiç ağlamaz, çıkmaz avaz

Gülşenim bülbül süzer, cennet doğar
Göklerim al gül süzer, rahmet yağar

Türk’e göz dikmiştiler, hep soldular
Türk’e yan bakmıştılar, hep soldular

Dindi artık fırtınam, es meltemim
Güldü millet, közde hiç yok mâtemim

Türkiye’m destan süzersin sen yine
Çağlamışken inlesin hep ten yine

Devletim sıhhat bulup, yığsın umut
Milletim hicran yıkıp, sağsın bulut

Cemreler düşsün, denizler donmasın
Damlalar sönsün, ağıtlar konmasın

Çeşmeler hep, nur akıtsın güllere
Bahçeler hep titresin bülbüllere

Kor bakışlar, kor yakışlar gelmesin
Zor alevler, dilde cevher delmesin

Eski âlem, bende her an titresin
Nur ışık yan, tende derman titresin

Çağlasın rüzgar, vatan dert yakmasın
Ağlasın düşman, güneş dert yıkmasın

Türk’e gömlek biçmesinler hep yine
Bende toprak içmesinler hep yine

Şimdi artık özgürüm gökler gibi
Eski renkler, titreyiş ekler gibi

Yakma düşman sen bahar, çok sarsarım
Yıkma düşman sen çınar, çok sarsarım

Ey kızıl bayrak, kucak aç neslime
Sen durul artık, güneş saç neslime

Cetlerim göklerde yazsın bahtımı
Hep zamansız süz, şu kordan tahtımı

Ey Atam, sen yükledin hep gülleri
Çağladın hep, ekledin nur yelleri

Ol rahat kabrinde, yaşlar dindi bak
Ey Atam asrında tâlih döndü bak

***
Söndü her şey hep Atam, yanmış nefes
Göçtü her şey hep, büzülmüş kor heves

Asra vurmuş şimdi katran, cansızım
Vakti kurmuş ağrılar, dermansızım

Nur Söğüt öksüz, sözüm geçmez hana
Bursa yanmaz, bahçeler dönmüş kana

Kor Edirne’m yıkmıyor hiç gülleri
Nur vatan hiç yakmıyor bülbülleri

Ey Atam gittin, bulduk katranı
Yığmadık rüzgar, kanattık ummanı

Durmadan yangın baharlar besledik
Çağladık durduk, kahırlar süsledik

Yollarım sislendi, bozduk renkleri
Dillerim sislendi, kırdık aşkları

Özde mevsimsizce yaktık önceyi
Nur değerler çöktü, yıktık goncayı

Şimdi harman bağlıyor hep sancılar
Güllerim öksüz, yanar hep hancılar

Bir yanardağ olmuşuz, çevrem yanar
Hep elemler yakmışız, bülbül kanar

Tütmüyor artık şafaklar, başka hep
Kaygı büzdürmez kucaklar, başka hep

İnliyor derdim, tutuşmaz dermanım
Dalgalar öksüz, tutuşmaz ummanım

Şimdi katran kahraman, meşkler duman
Hep elemler durmadan yükler zaman

Eski rüzgar, esmiyor artık bana
Nur umutlar ağmıyor artık hana

Bayrağım gülmek için kor bekliyor
Toprağım gülmek için nur bekliyor

Seslerim nur çağlasın durmaksızın
Közlerim aşk bağlasın durmaksızın

Yanmasın deryam, muratsız böylece
Tütmesin deryam, beratsız böylece

Pembe kuşlar, hep kuşansın üstüme
Nur umutlar, aşkla sinsin üstüme

Cemreler süzgünleşip, yok olmasın
Milletim üzgünleşip, zift bulmasın

Harmanım tekrar tutuşsun aşk ile
Dermanım tekrar tutuşsun meşk ile

Göklerim sersin ışıklar ülkeme
Mehtabım versin ışıklar ülkeme

Asra tekrar hep mühür vurmak için
Çağda hep bir bir nehir karmak için

Titresin neslim, uyansın güllerim
Çağlasın ülkem, süzül bülbüllerim

Milletim yaslanma, hiç loşluklara
Ey bağım süslenme hiç boşluklara

Haydi rüzgar es, yetim kalmış kalbe
Haydi rüzgar doğ, hemen solmuş kalbe

Yaylalardan çağlasın hep müjdeler
Aşkla közler bağlasın hep müjdeler

Çeşmeler hep damlasın, gülsün dilim
Cenklerin aşkıyla, nur tutsun elim

Haydi baykuşlar gidin, gülsün vatan
Çağlayıp hiç durma, hep gülsün bu han

Derde dertler katmayın durmaksızın
Elde katran tutmayın durmaksızın

Haydi neslim, canda güller besleyin
Haydi neslim, aşkla diller süsleyin

Solma hiç sen, nur umutlar bak yanar
Korkma bitmez nur sabahlar, aşk konar

Bahçeler yaksın güneşler, solma sen
Önceler yığsın ateşler, solma sen

***
Derde dert katmak değil ilkem benim
Kor zehir çatmak değil ilkem benim

Mısralar süzdüm, ışık yansın diye
Mısralar yazdım, hüzün sönsün diye

İnleyip durdum, vatan gülsün diye
Çınlayıp durdum, zifir solsun diye

Aşkla ben Pervâneyim, millet için
Çağlayan dürdâneyim, devlet için

Allah’ım döndürme sen,katran bize
Yığma hüsran, dermanım gelsin dize

Milletim sancıyla hiç sarsılmasın
Devletim ağrıyla hiç sarsılmasın

Nur denizler, zor köpük yağdırmasın
Kor nehirler, zor akış doğdurmasın

Göklerimden nurlarım yağsın hemen
Bağlarım güller kuşansın, doğ çimen

Türkiye’m, sen sevdiğim, sen harmanım
Şimdi korlar yükle, tütsün dermanım

Erzurum, Antalya, İstanbul, Sivas
Çınlasın deryam, solup dursun bu yas

Ankara’m inletme mâtem, yığ bahar
Yağmasın dertler, süzülsün kor çınar

Ey umut, yağ;kor ocaklar solmasın
Şimdi öksüz, boş kucaklar olmasın

Şimdi bağrım hep, çiçekler bağlasın
Ey vatan, gönlünde aşklar çağlasın

Nur şafaklar, serpiyor bak rengini
Közlerim hep, toplasın kor dengini

Çağlayanlar durmadan yığsın seni
Haydi neslim, durma doğdur gülşeni

Bak güneşler titriyor, canlan diye
Bak yürekler titriyor, kanlan diye

Ey Edirne’m çağla, gülsün Ardahan
Yığ muratlar, zifri delsin bu han

Tâlihim dönsün, kucaklar gül desin
Târihim yansın, bu dil bülbül desin

Kor sabahlar, hep ezanlar titretin
Ey şafaklar, nur zamanlar titretin

Bayrağım hiç solmasın, ol kaygısız
Akşamım ten yolmasın, ol korkusuz

Ufka yangın yakmasın hiç mevsimim
Derde dertler yıkmasın hiç iklimim

Çağrılar, titreştirip dursun teni
Durmadan nur yüklü kor yaksın beni

Çınlıyor artık dilim, ben güldeyim
İnliyor artık sesim, bülbüldeyim

Şimdi artık süslenip dursun vatan
Gözyaşın dinsin, sevin; çağlar bu tan

Ben yazarken aşkla hep, beş yüz beyit
Ben süzerken aşkla hep, beş yüz beyit

Kor süzülmüş gönlü, öncem gülledi
Nur süzülmüş gönlü, öncem gülledi

HAYDİ NESLİM İNLE, TÜT CAN TÜRKİYE’M
HAYDİ NESLİM ÇINLA, TÜT CAN TÜRKİYE’M
xxxxxxxx
xxxx

bir oyunun içinde buldum benliğimi...
bir kadın, bir adam...
iki tane kalp...
bir dünya acı...
bir yudum mutluluk...


avucumda sıkıca tutuyordum kalbimi...
ve sen;
avucunda sıkıca tutuyordun kalbini...
kaybeden kazanana kalbini verecekti...
ikimizde kaybettik...



oyunun sonucu aşk...
delicesine,ahmakçasına bir aşk...
oyuna devam ederken;
ölüm geldi...
seni aldı ve gitti...


haykırdım arkandan..
nereye kalbim senin avuçlarında...
duymadın...
öğrendim sonra ölüler duymazmış...
kalbimide gömdüler seninle...


kalbi olmayan yaşar mı?
yaşar...
yaşıyorum işte...
yaşamadan...
xxx
Kan
Kan gelir burnumdan,
Nefes kan kokar,
Sana nefesimi verdiğim ağzımdan kan gelir.
Kan gelir gözlerimden,
Yüzü kan bürür,
Sana baktığım gözlerimden kan gelir.

Kan tutar beni,
Bayılırım.
Tükenir kanım,
Kansızlığa uyanırım,
Sensizliğe uyanırım.

Kan-ter içinde sabahlara uyanırım,
Rüyalarımda kan görürüm, seni görürüm,
Sana kavuşamam,
Kan kusarım.

Kendimi öldüresim gelir,
Sorarım, -acaba bu kadar kansız mıyım?
Yok,yok.
Sen kanıma işlemişsin,
Gidiyorsun diye,
Kanım çekiliyor, kan kusarım.

Öyle bir nefes çekmişim ki senden,
Tüm hücrelerime yayılmış tadın.
Kendimi tutamam,
Kan gelir burnumdan,
Seni değil, kanı koklarım.

Git hadi!
Al bendeki kanını,
Al bendeki seni.
Al dudaklarını,
Nefesini,
Al paramparça olmuş sevişmelerimizi.
Islaklığın dün gibi,
Al senin olsun dokunuşlarım,
Kan tuttu beni, bayılmaktayım.
Jan. 25
“Bir gidişi yaz” dediler, “yazarım” dedim… gitmeleri öğrenmiştim.

Susardı, susardım, susardık, suskularca…..

Bilinir bilinmez bir şarkının içinde kaybolurduk.
Biz en çok susmayı sevdik, sevmeyi sevemediğimiz kadar.
Koptuk ve dağıldık her şeye.
Giderken durduramadık birbirimizi.
Durdurmaya elin, elim, ellerimiz yetmedi.
Eğitemedim çocuk kalmış korkularını, yanılgılarını törpüleyemedim. Sana gerçekleri gösteremediğim gibi.

Giderken durdurmalıydın beni, yapmalıydın, yapamadın.
Durdurmaya gücün, gücüm, gücümüz yetmedi.
Belki de yoktu, biz var sandık.
İnsan isterse yolları aşıyor, sen kapının eşiğini aşıp gelemedin. Geldiğim gibi gidemedim, gittiğim gibi dönemedim yüzüne.
Sen, bildiğim sen değilsin artık.
Ben, bildiğin ben, değişemem.
Değişmelere suskun dudaklarım.

Şimdi acı, yolunu şaşırmış bir deniz kaplumbağası gibidir yüreğimde. Şaşkın ama inatçı.
Şimdi sen, adı geçmişte saklı ince bir sızı.
Şimdi biz, bir şarkıdan çalınmış iki nota gibiyiz.
Eksiğiz ve yokuz.
Dilsiz ama mutluyuz.

Bir kapının eşiğinde kaldı her şey.
Beni dışarıya göndermeyecektin, içerde tutacaktın, arkamdan gidişimi seyretmeyecektin, yollara yürümeyecektim, sesimi gidişlerde yitirmeyecektim. Sesimi geceye vermeyecektin.
Şimdi, kaldır gözlerini ve geceye bak. Sesimi gör yukarıda, ortada bırakılmış tellerimi. Densiz ama dengeli satırlarımın anlamını kavra. Geceye bak, sesimi kaydırma.

Kimsenin öğretmediği bir şeyi öğretmeni dilerdim, ayrılırken ama sen herkesin öğrettiğini yineledin.Şimdi aşk, inançlarını yitiren bir ayyaştır köprü altlarımda..

Biz ki geceleri paylaştık, yastığı, şarkıları.
Biz ki sözleri paylaştık, kelimeleri.
Biz ki yüreği paylaşamadık, paylaşamadım galiba.
Nedendir bilmem, eksik kaldık korkulara.
Nutku tutulan gecelerin isimsiz sabahlarında, yanlış ve yangın kaldık.
Geride kalan kırık ezgiler ve yorgun ruhların dansı.

Sokağımın serseri gülüşü, gençliğimin asi sevgisi, isyanımın suskun gezgini. Gitmeye meyilli değildim, olduğum gibiydim, dinletemedim, dinletemedin, dinletemedik belki de.

Şimdi sen, aksak bir hüzün, nerede coşacağını bilmeyen.
Şimdi ben, değişemeyen bir şehir, nasıl sevileceğini bilen.
Şimdi biz, olmayan bir şeyiz.

Bir kapının eşiğinde kaldı her şey.
Konuşmak anlamsız, susmak kalabalık, ayrılık bulaşıcı.
Sevda, kör topal yürüyen bir dilenci gibidir artık.
Seni sevdim ama gönderdin. Gönderilince dönemiyorum.
Ben bir çiçeğim asi yanım, solunca aynı elde açamıyorum.

Susuyorum, susuyorsun, susuyorlar, suskularca….
Bir gidişi yaz, dediler, yazarım dedim.
Gitmeyi öğrenmiştim, kalmayı öğretemediğim kadar.

Bir gidişi yaz, dediler, yazarım, dedim.
Gitmeyi giyinmiştim, yakıştırılmıştım veda sözlerine, merhabalara alıştırılamadığım kadar.

Bir gidişi yaz, dediler, yazarım, dedim.
Çok gitmiştim, söz gitmiştim, uzun gitmiştim, sesimi duyuramayacak kadar.

Bir gidişi yaz, dediler, yazmaya giderken kendimden geçmişim.
Arkama dönüp baktım, sende beni gördüm, el salladım.
Artık çok geç, sendeki ben için çoktan bitmişim !….
Jan. 24
KARTALLARwrote:
EBEDİ BU VATAN TÜRKÜNDÜR TÜRKÜN OLACAK

Bu vatan Türk'tür her kes bunu bilsin
Vatana ihanet eden bu vatandan gitsin
Bu vatan Türk'tür Türk kalacak
Ebedi bu vatan Türk'ündür Türk'ün olacak
Biz varız bu topraklarda biz
Bu vatan bizimdir böldürmeyiz biz
Bu toprak için canımızı feda ederiz biz
Bu ülkeye ihanet edeni yok ederiz biz
Bu vatan Türk'tür Türk kalacak
Ebedi bu vatan Türk'ündür Türk'ün olacak
Türk, kurt, Laz, Çerkez hepsi bir ırktan
Hiç ayrılır mı kardeş et tırnaktan
Hak peygamberde yana bütünlükten
Bu vatan Türk'tür Türk kalacak
Ebedi bu vatan Türk'ündür Türk'ün ola
xxxxx
Dün Atam karşı durdu-bugün ben duracağım

Vatanımız çok güzel-bize gülümser Güneş
"Türk Övün Çalış Güven"-mutlu günler ona eş
Yükseklerde bir bayrak-dalgalanır durmadan
Erken davran arkadaş-bizi ateş sarmadan
Dün Atam karşı durdu-bugün ben duracağım
Bölen parçalayanı-alnından vuracağım
Vatanım toprağımsın-coşarım senin ile
Senden ilham alarak-gitmektedir kafile
Yurdu emanet eden-Atam ve atalarım
Diyor ileri taşı-yok olsun hatalarım
Dün Atam karşı durdu-bugün ben duracağım
Bölen parçalayanı-alnından vuracağım
Hepsi dün bugün yarın-bekçisi memleketin
Taş üstüne taşı koy-hep bilinsin kıymetin
İnancımız sevgimiz-yelden ışıktan önde
Çalışmak gerektirir-ay seneler bu günde
Dün Atam karşı durdu-bugün ben duracağım
Bölen parçalayanı-alnından vuracağım
Bağlılık ruhumuzda-hedefe varacağız
Okuyup öğrenerek-kanallar yaracağız
Esere sahip çıktık-ülkümüz birdir daim
Küçük grup olursak-işimiz olur vahim
Dün Atam karşı durdu-bugün ben duracağım
Bölen parçalayanı-alnından vuracağım
Düşünelim bir kere-çok güçtü başarması
İmkânsızdı adeta-o hedefe varması
O gün haykırdık arza-hürriyete kavuştuk
Bütün sıkıntıları-el birliğiyle aştık
Dün Atam karşı durdu-bugün ben duracağım
Bölen parçalayanı-alnından vuracağım
Kurtuldu Türkiye'miz-dünya şaştı bu işe
Söke söke kazandık-mesafe az diş dişe
Hür düşünce anlayış-kaldırdı başımızı
Sevindik genç ihtiyar-sildik gözyaşımızı
Dün Atam karşı durdu-bugün ben duracağım
Bölen parçalayanı-alnından vuracağım
Yoktur böyle bir millet-asla da olmayacak
Çalışacak her insan-yerinde kalmayacak
Vatan sana kurbanız-çocuk genç anne ve kız
Hasan sözü söyleyen-Atam Senden aldık hız
Dün Atam karşı durdu-bugün ben duracağım
Bölen parçalayanı-alnından vuracağım
xxxxxxxxxx
Bir ermeni mevzusu var!

Efendim malümki
Kurt kuzuyu pek sever!
Gün gelir kuzuyu kıstırır kurt,
Hem yalanıyor hem yaklaşıyor..
Kuzu farkında kötü niyetli yaklaşım,
Son bir merakla sorar ağızı salyalı kurda;
'Belliki beni yiyeceksin anladım da,
Suçum neki? bileyim..'
Kurt ölümcül bakışı ile şöyle der kuzuya;
'Ben geçen yıl falan yerde su içerken
Suyumu bulandırdın sen! '
Kuzunun yüreğini bir kurtuluş sevinci sarar,
Hoplaya zıplaya sevincini gösterir.
Ve derki kuzu;
'Bahs etdiğin ben değilim,
Ben bu yılın kuzusuyum.'
Kurt ayni niyetle yaklaşmakda,
Kurt homurdanarak derki;
'Bahane ise bukadar kâfi.'


Derin düşlere dalmışım,
Farkımız ne bu kuzudan?
Aldım kalemi elime,
Ne umdumki bu yazıdan?
Zaten ben yok idimki dün
İnsani duygularla yaşadığım gün
Bu gün..
xxxx
İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım, akar ya;
Bir yanda akan, benim, öbür yanda, Sakarya.

Su, iner yokuşlardan, hep, basamak, basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda, susamak.

Her şey, akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar, birinden kir.

Akışta, denetlenmiş, büyük-küçük, kâinat;
Şu, çıkan buluta bak, bu, inen suya, inat!

Fakat, fakat Sakarya, başka, yokuş mu çıkıyor ne,
Kurşundan, bir yük binmiş, köpükten, gövdesine;

Çatlıyor, yırtınıyor, yokuşu sökmek için.
Hey Sakarya, kim demiş suya, vurulmaz perçin?

Rabb’im, Rabb’im isterse, sular büklüm büklüm burulur,
Sırtına, Sakarya'nın, Türk, tarihi, vurulur.

Eyvah, eyvah, Sakarya’m, sana mı düştü bu yük?
Bu dava, hor, bu dava öksüz, bu dava, büyük! ..

Ne, ağır imtihandır, başındaki Sakarya!
Bin bir başlı kartalı, nasıl, nasıl taşır kanarya?

İnsandır, sanıyordum, mukaddes yüke, hamal;
Hamallık ki, sonunda, ne, rütbe var, ne de mal.

Yalnız, acı bir lokma, zehirle pişmiş, aştan;
Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan;


Şimdi dövün, dövün Sakarya, dövünmek vakti bu an;
Kehkeşanlara kaçmış, eski, güneşleri an!

Hani, Yunus Emre ki, kıyında geziyordu;
Hani ardına, çil çil kubbeler, serpen ordu?

Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna;
Giden şanlı akıncı, ne gün, ne gün döner, yurduna?

Mermerlerin nabzında, hâlâ, çarpar mı tekbir?
Bulur mu deli rüzgâr, o sedayı: Allah, bir!

Bütün bunlar sendedir, bu, girift, bilmeceler;
Sakarya, kandillere, katran döktü geceler.

Vicdan azabına es, kayna, kayna Sakarya,
Öz yurdunda garipsin, öz, vatanında, parya!

İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su;
Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.

Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek;
Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?

Kafdağı’nı assalar, belki çeker de bir kıl!
Bu, ifritten sualin, kılını, çekmez akıl!

Sakarya, saf çocuğu, masum Anadolu'nun,
Divanesi, ikimiz kaldık, Allah, yolunun!

Sen ve ben, gözyaşıyla ıslanmış, hamurdanız;
Rengimize baksınlar, kandan, ve, çamurdanız!


Akrebin kıskacında, yoğurmuş bizi, kader;
Aldırma, aldırma, böyle gelmiş bu dünya, böyle, gider!

Bana, kefendir yatak, sana, tabuttur havuz;
Sen kıvrıl, ben gideyim, son, son, Peygamber, kılavuz!

Yol, onun, varlık, onun, gerisi, hep, angarya;
Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya! ..


(Aziz milletime ve
onun kahraman evlatlarına)

Şiir: Necip FAZIL KISAKÜREK
xxxxxxxxxx
Düşmanı iyi tanı-yine durmuyorlar boş

Kanımızda dolaşır-yücelerde sevgisi
Öyle manalar vardır-yüksektir daim sesi
Benliğim ve düşüncem-seninle kucaklaşır
Mertlik yiğitliğini-hep Türk Milleti taşır
Düşmanı iyi tanı-yine durmuyorlar boş
Gör vatan tehlikede-ileriye doğru koş
Kalplerde yaşayacak-yürüyeceğiz izde
Atam bunu başardı-vazife artık bizde
Yollarımız ışıktır-hedefe varacağız
Çaba ve emekleri-birlikte vereceğiz
Düşmanı iyi tanı-yine durmuyorlar boş
Gör vatan tehlikede-ileriye doğru koş
Düşünmeli geçmişi-okumalı iyice
Uyanırsa bu millet-sağlam olur netice
Tarihi çevirelim-sıkıntı çok bezgindik
Öyle durumlar oldu-aç açıkta bitkindik
Düşmanı iyi tanı-yine durmuyorlar boş
Gör vatan tehlikede-ileriye doğru koş
Ordumuz dağıtılmış-el avuçta yok silâh
Vatana göz dikilmiş-Türk Milleti çeker ah
Onların hepsi kalleş-hem seviyesizdiler
Yaptıkları zulümle-hep terbiyesizdiler
Düşmanı iyi tanı-yine durmuyorlar boş
Gör vatan tehlikede-ileriye doğru koş
Anadolu toprağı- çevrili düşmanlarla
Ordumuz dağıtılmış-ağlar baba ve hala
Bir tek çare kalmıştı-birlikte karşı koymak
Ülkemizden topunu-atarak iyi doymak
Düşmanı iyi tanı-yine durmuyorlar boş
Gör vatan tehlikede-ileriye doğru koş
El ve avuçta silâh-cephanemiz yok gibi
Millet fakir perişan-yurdumun çökmüş dibi
İstanbul'dan bir gemi-yüzerek yola çıktı
İsmi Bandırma idi-orda yanan ışıktı
Düşmanı iyi tanı-yine durmuyorlar boş
Gör vatan tehlikede-ileriye doğru koş
Bize dersin hürriyet- yaşasın Cumhuriyet
Senin ile çağlara-daim gitti cemiyet
Millet seni unutmaz- Hasan diyor inanın
Yanınızda önemi-yoktur yaşayan canın
Düşmanı iyi tanı-yine durmuyorlar boş
Gör vatan tehlikede-ileriye doğru koş

XXXXXX
Şahidimizdir
yer, gök, ins ve cin
aç da kaldıysak, çıplak da kaldıysak
gördüler çatal yüreğimizi
tanık oldular
onurumuz, dağlar kadar büyük
biz Mehmet’leriz
eğilmedik.

İçimize gömdük en ince sızıları
bir yıldız daha kaydı
bir çınar daha devrildi derdik
alı artıkça ay yıldızlı bayrağımın
devrilen her çınarla
bilendik.

Can pazarı doğan her yeni gün
kurşunlara tutulurdu uykularımız
gecelerin kalleş düşlerinde
bir nara ile uyanırdık
bir içimlik su ile savuşturulurdu korkularımız
ve silinirdi
çatlak dudaklarımızda süzülen kan izleri.

Şahidimizdir Allah
korkmadık ölümlerden
vatanımın toprağı
bayrağımın alı
milletimin istikbaliydi korkularımız
elleri göğe çevrilirdi
nöbet tutardı secdelerde analarımız.

Bir kamçı sertliğinde yalardı yüzümüzü iftiralar
ustura gibi keserdi bin yerden can evimizi
o kızıl rüzgar
aman demedik asla
şahidimizdir
yer, gök, ins ve cin
aç da kaldıysak, çıplak da kaldıysak
gördüler çatal yüreğimizi
tanık oldular
onurumuz dağlar kadar büyük
biz Mehmet’leriz
eğilmedik.

İçimize damıttık gözlerimizden akan tuzlu suları
bir düşe kilitlenmişti ruhumuz
kutsanmış idealler adına
âdeta at koşturduk hep ölüm peşinden
yorulmadık.

Kusmuklarını sürerlerdi duvarlara
ve sarp kayalara slogan diye
şer kokardı edebiyatları
yobazcaydı fikirleri
yobazcaydı düşünceleri
mürteciler gibi.

Kurşuna tutulurduk zaman zaman
bir heves değil
bir tutku değil
kentimin kurtarılmış bölgelerinde
öksüz yaşardık kutlu sevdâlar için
tıpkı mülteciler gibi.

Aşk dedikleri buydu belki
kimi sakat
kimi vuruldu güpegündüz
Kur’an için
Bayrak için
Vatan için
yere düşen her beden
cennetteler şimdi.

Başımız bu gün de dik
onurumuz dağlar kadar yüce
kırıldık, döküldük ama
ağlamadık
zamanımız olmadı belki bir yâr sevmeye
ancak,
üzülmedik
yârimiz bu vatan
vatan için güldük, vatan için ağladık.

Şahidimizdir
yer, gök, ins ve cin
aç da kaldıysak, çıplak da kaldıysak
gördüler çatal yüreğimizi
tanık oldular
onurumuz dağlar kadar büyük
biz Mehmet’leriz
eğilmedik

Ey değerler demeti
ey Kur’an
ey ezân
ey toprak
ey bayrak
biz Mehmet’ler sizi sevdik,
biz sizi sevdik!..
Jan. 24
Vatan Ve Sen

Bir elinde vicdan, bir elinde cüzdan,
Savaşıp kendini bulacaksın.
Bir elinde silah, bir elinde Bayrak,
Gerektiğinde VATAN için öleceksin.
Sevdanda Ayla_Yıldız olmasa,
Kendinden utanacaksın.
VATAN için varsın sen,
Bunu asla unutmayacaksın.....

Şehitlerin Son Sözleri

Gönül gözüyle bak etrafına,öylece Vatanı tanı,
Şahadet mührünü taşıyarak,şehit olup yatanı,
Yaşamak yada ölmek değil,toprağa kan katanı,
Vatan denen toprak için bir rüyaya dalmışız,
Bitmeyen sevdadır Vatan,devam eder bilmişiz

Gidilecek son duraktır bu alemde bu Vatan,
Türk yüreğidir,sonsuza dek,sinemde atan,
Şehit kanıyla sulandığı için, rahat uyuyor atan,
Şehitlik sevdasıyla ta yürekten yanmışız,
Bitmeyen sevdadır Vatan,devam eder bilmişiz.

Gül koklayıp Vatanı gül yerine koymuşuz,
Gül renginde Bayrak ile kendimizi bulmuşuz,
Vatana şehit olup, toprağına güller gibi düşmüşüz,
Kanımızı mühür edip toprağına vurmuşuz,
Bitmeyen sevdadır vatan,devam eder bilmişiz.

Analar,babalar.sakın ha göz yaşı dökmeyiniz,
Vatana verdik canımızı,düşmana belli etmeyiniz
Şehitlik şerbeti bu,içmekmiş kader ve kısmetimiz,
Potin,.parka, beremiz,olmuştur kefenimiz
Bitmeyen sevdadır Vatan. Bunu böyle bilmişiz.

Şehitler Ölmez

Öyle bir sevda ki VATAN sevdası,
Uğruna gider, canların hası…
Kanla yazılsa da kaderi, şansı,
Her şeye bedeldir, Ay_Yıldızın dalgalanması…
Şehitler ölmez, Şehitler ölmez…

Kartal bakışları haktan yanadır,
TÜRKİYE SEVDASI canından candır,
VATANI korumak en büyük şandır;
VATAN uğruna ölmekte vardır…
Şehitler ölmez, Şehitler ölmez…

Ölü demeyin sakın onlara,
Cennetin müjdesi geldi onlara…
Canlarını verdiler VATANLARINA,
Canım kurbandır yollarına…
Şehitler ölmez, Şehitler ölmez…

Maviydi Adın

Gök yüzü
Gözlerin
Deniz mavi
Tıpkı
Rüyarım gibi
Hani
pembeyi severdin
Mavi özgürlük
Kırmızı beyaz
Gelinliğin
Veya Kefen
Namus
Geçmişe saygı
Öze sadakat
Mavi beyaz
Gerçekler aynı
Bu ülke parçalanamaz
Yürekler sevdalı
Nice canlar yoluna
Harcanır
Ebedi ülkem böyle kalsın
İnandığı gibi yaşasın

ANNEYE ASKER MEKTUBU

Karşımızda haydutlar,
Kurşun yağdırmakta, üstümüze kara bulutlar
Gabar dağlarında, tepelerin ardından.
Bir ben varım orada,bir de Bayrak
Ve yüreğime güç veren Allah
Bayrağım dalgalanmalı,semalarımızda,
Özgür olmalı bu toprak.
Özgürlük için sıktım kurşunu,
Vurdum haydutları,öldürdüm anne.

Ölüm korkutmuyordu beni,
Mezarıma yeterdi bayrağımın gölgesi,
Yeter ki duyulmasın bu güzide topraklarda,
Haydut ayaklarının,postal sesleri.
Allah'a sığındım yüreğim güçle doldu,
Vatan toprağı aşkına sıktım kurşunu,
Vurdum haydutları,öldürdüm anne.

Belki masum olanlar vardı,
Haydutların aralarında,
Çocuk sayılacak,13,15 yaşlarında
Ama bu toprağı bölmek vardı kafalarında.
Vicdanı bir tarafa bıraktım,
Dedim vatanımdır ön planda,
Acımadım hiç birine, sıktım kurşunu
Vurdum haydutları,öldürdüm anne.

Bu toprak bana,ya vatan ya da mezar olacak,
Bayrağım semalarda ilelebet dalgalanacak,
Ya da tabutumun üstüne yaygı olacak.
Bu toprağa esaret damgası asla vurulmayacak,
Dedim vatan aşkına sıktım kurşunu,
Vurdum haydutları,öldürdüm anne.

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
xxxxxxxxxxxxxxxxözcan
Jan. 24



Sabrın çalkalanıp taştığı sulardadır
Çığlıklarla parçalanmış uykularda
Buruşturulup atılmış aşklarda
Ve çalınmış mutluluklardadır
Ses ile yürek
Büyük rüzgarların o yanık şarkısı
Hala yükselir içimizden dağılır
Coşkunun doruklarında sürer yankısı

İlk kurban adanırken bir nehire
Korkunun ilk nişanında başlamıştır
Gözyaşının ilk damlasından kalma
yaslı baharlarla gelmiştir bugüne
Kanla yazılan yasalarla
Açlığın otağ kurduğu sabahlara
Ve sonuçsuz kalan ahlarla gelmiştir
Acıya kurşun işlemez artık
ölüm bile bu acıyı cellat bilmiştir

Yok bundan böyle ter yarası
Zincir tusaklığı ve sabır
Kırbaç yalvartması sessizliğin
Can pazarı ve kahır yok
Her şey yaşanan şu gün gibi gerçek
Adımız halk olduğu günden beri
Bir direnç olmuştur bizde sevinçler
Şimdi acının her kuraklığında
Onlar
Yüreğimizin ovalarına çiselenirler

Boşuna değil bu ölürcesine sevmek
Ve ölürken bile yürümek
Boşuna değil
Hep yatağı olduk tarihin ırmağının
Yenilgilerle durulmanın
Zaferlerle köpürüp kabarmanın
Ama hiç bir zaman
Anası olamadık geçmişi doğurmanın

Yıdızlar ve sular tanıktır
aç ve kavruk bir memeden
Direnmeyi yudum yudum emen
Bir çocuk gibi öğrendik
Ve direndik
Ordular kurduk türkü renklerinden
Bütün ağıtları bir hücumda yendik
Acıya kurşun işlemez artık
Biz yaşamayı zulümsüz sevdik
xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

Daha takılmadan bu telörgülere
Biz ki
Çocuğumuz dedik alınterine
Okşadık alınterinin yanaklarını

Nasıl sevdik karayı bembeyaz
Sarıyı kıpkızıl
Pembe-beyaz dallarcasına
Tohum tohum patlarcasına
Üstüne üstüne yürüdük ölümlerin
Aşkın sularına girercesine
Ve tarihin en güzel yaprağını
Güneşin parmağıyla çevirircesine

Bir şarkıyla geldik bugünlere
Sevdikçe söyledik
Özledikçe yeniden besteledik
Kelepçeler çürüdü sesimizde
Velhasıl
Daha çocukken türküledik

Bu telörgülere takılmadan önce
Biz ki vatanımız dedik alınterine
Öptük alınterinin topraklarını
Başlar koyduk uğruna
Her damlasına can verdik
Kurtuluşumuz dedik alınterine
Açtık alınterinin bayraklarını
xxxxxxxxx
Gittin
Ayrılırken buz tutmuş bıyıktı gözlerin
Kaçamak ellerimiz komutsuz sallandı
Dudaklarımızda sıradan sözcükler
Vedalaşmayı bile beceremedik
Son bir bakış kaldı arkanda
Kalabalığa karışan
Her şey düzmece bir dinginliğe gömüldü
Gittin.

İçimde
Yığınlarca kitap kaldı uçuşan
Sözcükler beynimin köşelerinden
Çıkıp korkuttular gecelerimi
Peşimden geldi gölgeler
Aynalara bakamaz oldum
Hiçbir oyun avutmadı beni
Yaşamıma sığmayan bir şey kaldı
İçimde.

Kaldı
Yeni bir kent işkenceye hazır
Ödeşemedim gittiğin mevsimlerle
Belleğimi silkeleyip anılardan
Tik tak çaldın uzun zaman
Alışamadım yarımlığa
Düşlerimde intihar tutkuları
Sırtımda hançerinin oyduğu boşluk
Kaldı.

Ayrılık
Çoğalarak giriyor günlerime
Senden başka kim bilebilir
Geçmişin dökümünü yaptığımı
Ağır ağır pulsara dönüşürken güneşler
Sonbahar hüznüne benziyor pencerede
Artık konuk beklemeyen gözlerim
Sayfalar da bitti ışık da her yanı kapladı


Çıksam şimdi güzelliğin gökyüzüne
Dolaşsam
Görsem bütün tanrısal sevgileri
Ölümsüzlüğün sofrasına bağdaş kursam
Ve anlatsam
Anlatsam o ağlatan mutluluğu
Bilmem inanır mı bana mavilikler

Suskun bir coşkunun doruklarında
Pürköpük ve rüzgarlı
Bir nehir kahkahasıydı gözyaşı

Vivaldi böyle dinlenirmiş meğer
Mutluluk bile sensiz çekilmezmiş
Ben ki yaşamı toprak bilmiştim
Nice tohumlar ekmiştim bunca yıl
Geç anladım
Aşkın tohumu sensiz ekilmezmiş

Sessizlik açarken zulüm bahçeleri
Gözlerinde bir anda dört mevsim
Her mevsimin güzelliğinde sen
Bunca ayrık ve diken içinden
Güle çıkmak işte budur desem
Bilmem inanır mı bana çiçekler

İçimde sayısız denizlerin şahlandığı
O günü tarihlesem şimdi
Irmak ırmak çizsem zamanın yüzüne
Adına sonsuzluk desem
Ve her saniyesini o sonsuzluğun
An be an şiirleştirmek istesem
Bilmem inanır mı bana sözcükler
xxxxxxxxxxxx
Jan. 22
Bırak her şey yerli yerinde kalsın..Ben aşinayım yokluğuna..Çoktan unuttum bir yüreğimin
Bırak her şey yerli yerinde kalsın..Ben aşinayım yokluğuna..Çoktan unuttum bir yüreğimin olduğunu.Yüreğim yıllar önce durdu..Bırak..Silme aynanın tozunu... Dumanını kaldırma sevdamın... Bir devi uykusundan uyandırma.
Kuytusuna saklandım yaşamın... Yeşil bir zümrüt gibi denizin dibine
atıldım.. Sonra bir balık yuttu beni. Bilinmedik
okyanusların,bilinmedik derinliklerinde dolaştım..Deniz kızının boynundaki
mücevhermişcesine kendi masalımı yazdım.Çocuklar böyle öğrendiler bu masalı.
Ve çok sevdiler o denizkızını..

Dokunma kapının ziline...Benim istediğim gibi hiç çalmadı o..Sen
dokunmuşcasına.Ben hiç fırlamadım yataktan.Parmaklarını yaşlı bir sevdaya
sürme.. Haberin yok mu senin zamandan...

Ayakkabılarını çıkarma..Kalıcı olduğunu hiç düşünmeyeyim. Gel bir
kuş gibi kon avuçlarıma.Bir kaç ekmek kırıntısından sonra
göndereyim..Birazdan karanlık çöker odaya.Benim karımda,kışımda
yaşayamazsın... Benimle birlikte ateşe atılan her odunda yanamazsın...

Bırak..ne olur giydirme beni. Çek ellerini üstümden.. Seninle
gelemem.. Yok yokluğundan daha ötesi..Dünyanın en sensiz ülkesini
buldum.Orda kayboldum.. Gel sarıl...Sadece kucakla beni. Bu bir şairin hiç
gün ışığına çıkmayan gülümsemesi...

Sustuğuma bakma.Aldırmada.Ben yıllar önce tükettim
kelimelerimi..Sana özel tek suskunluğum kaldı. Birde odayı açtığında çıkan
kapının sesi.. her şeyi anlatıyor değil mi?

Dünya bu.Tek sen değilsin aldanan..Tek ben değilim aldatan. Son
nefesimi azönce,sen gelmeden tükettim. Artık ben değilim kollarında
geldiğine inanamayan..Çok şey değişti..Ne ben kaldım.. Ne de o eski
sevgili....

Artık..gitmenin zamanı geldi.Hadi giy
paltonu..Dudaklarımdan son kez öp..Yakasına yapışma pişmanlığın.Hiç bir işe
yaramıyor, sonu gelmiyor ayrılığın..Hadigülümse. Giderken elveda de.Bir
sonraki durağında merhabası yok bu sevdanın...

Hızlı adımlar çık kapıdan. Kollarımın böyle boş kaldığına,
gözlerimin sana böyle baktığına aldıma..Ardından sarılırım ben boş
bakışlara.Durup, bir kelime,birkelime diyosan eğer..ELVEDA. Elveda sevgilim.
Elveda aşkım. Madalyonun öbür yarısını,bende kalan kısmını cebine
bıraktım...



Islanıyorum,denizin üzerinde martılar uçuşuyor . Küle batırılmış tenlerinde yağmur

Islanıyorum,denizin üzerinde martılar uçuşuyor . Küle batırılmış tenlerinde yağmur kokusu.Dalgaların kat kat yükseldiği bir ummanla boğuşuyorum . Bulutların makyajı akıyor içime , ve ben yüzümü ayrılıkla yıkıyorum.
Yolların saçlarına yapraklar yapışıyor , karıştırıyorum geceyi suskunluğun ertesinde , ufkadalıyorum.Bastığım kumsalda deniz iyot karıştırıyor ruhuma.
Acılarıma ayaklanıyorum.Seninle başlıyorum zamanın diğer yarısına.Kapıların ardında yanan ışıklardan bir hüzme oluyorum dudaklarına.Sadece izi bulunmayan bir hasret kalıyor bana , ucu yanık elektronik postaların köşelerinden.
Dalıp gidiyorum yosunların kimsesizliğine . Sanki hiç olmamış gibi balık oluyorum.Yüzgeçlerimde oksijen baloncukları dans ediyor . Yeryüzünü göremiyorum . O masmavi rengi , sanki artık hiç tanımıyorum.
Ne okuyorum sonrasında , ne de yazabiliyorum aşkı sana. Sen anlatıyorsun bana , ben iki elimi bırakıp yangın yerinde , yani yüreğimde hiç yazmayan bir kalemin
alışılmadık gölgesinde , sana çoğalan düşlerimle seni dinliyorum.
Sevmeliyim diyorum seni aklıma zıpkın gibi girdiğin uzaklardan . Görmeliyim diyorum . Daha çok içime çekebilmeliyim seni . Derken ucu bucağı sınırsız bir okyanus sessizliğinde seni buluyorum . Sor beni yalnızlığa diyorum . Daha önce yazdığım gibi . Anlatsın kaç iklimi sırtımda taşıdığımı sana . Bilmezsin biliyorum.
İlmek ilmek saçlarına dolanan yıldızlara bakıyorum . Göz kırpıyorum belkide sana . Bir yanda yankısı vücuduma mimlenen derin bir sabrı tırnaklıyor gözlerin,diğer yandan uğultusu başımdan hiç eksik olmayan rüzgarlarına tutunuyor ellerin.
Hiç bulut olurken gördünmü sen beni.Güne uyanan sevinçlerini kumlara bıraktın mı yakamoz parıltılarının peşi sıra.İskele ayaklarına yaslanıp çaresizliğe verdin mi yüreğini.
Denize karşı,hiç deniz oldun mu sen benim gibi.Günün en sakin zamanlarında hoyrat bir alışkanlığa terkettiğim hatıralarımı çalıyorum aşktan yana . Serenad öykünmelerinde paranoya kurgularına gömülüyor tutkularım . Bir varım bir yokum . Yokluğunun çoğuluyum.
Özlemek sol yanımda ağrısı dinmeyen bir yarayı deşiyor hesapsızca. Çekip vursalar beni bu saatten sonra , yinede illaki sen diyorum.
Dalgalar yüzümde yıkıyor suskunluğun kalelerini . En olmadık anda tutuyorum kendi ellerimden sana geliyorum.
Var mısın diyorum , var mısın yalınayak koşmaya hayata . Cam kırıkları ile kaplanıyor hayallerim . Varmadan daha sabaha.
Eski bir evin çatı arasında tozlanıyor ışığın avcundaki silüetler.Kitaplar bir kaldırılıyor , bir çıkarılıyor aşk adına . Şiirler bir yazılıyor bir siliniyor sevdaya infaz edilen uykularına.
Nefes nefese kalıyor yüreğim . Neon ışıkları altında tenime bırakılan suskunluğun peşindeyim.
Yeryüzünü terkediyor gençliğim ve denizde balık olmayı bekliyor sendeki düşlerim.
Külbastı bir martıya yem olmadan,belkide bu son dileğim.

senni cog öslüorrum cannım ruhhun şad omag jag alskar dig cemrem cannım
Jan. 19
medeniwrote:
salm
Jan. 15
Susma
Çevrende olup bitenlere;
Göz göre göre zulmedenlere,
Yetimin hakkını yiyenlereDünya
Kayıtsız kalıp susma

Kamu malına zarar verenlere,
Devletin parasını har-çur edenlere,
Yanlış siyasetle TÜRKİYE'yi geriye itenlere
Kayıtsız kalıp susma

Hakka batıl diyenlere,
Vatanın bölünmesi için çaba sarfedenlere,
Genç TÜRKİYE'yi yıpratmak isteyenlere
Kayıtsız kalıp susma

Filistin'i Irak'ı görmezden gelenlere,
Bana dokunmayan bin yaşasın diyenlere,
İstikrarlı TÜRKİYE için çaba sarfetmeyenlere
Kayıtsız kalıp susma!

Abdülkadir Selçuk
--------------------------------
İsrail Denilen İnsafsız Millet

Çevirdi Gazze’yi, vurur havadan,
İsrail denilen, insafsız millet.
Nice günahsızı, etti yuvadan,
İsrail denilen, insafsız millet..

İnsanlar üstünde, bomba deniyor.
İnsanlık yarası, durmaz kanıyor.
Vurup korkuturum, diye sanıyor.
İsrail denilen, insafsız millet.

Bu ne biçim iş, bu nasıl duruş?
Vuruyor Gazze’yi, bak karış karış.
Vurup öldürüyor, bu mudur barış?
İsrail denilen, İnsafsız millet.

Cesetler üst üste, yığılmış durur.
İnsaf yok ki efem, o hala vurur.
Bilesin bir gün, dönecek devir
İsrail denilen, insafsız millet.

Kimseyi aldırmaz, ne yobaz şeysin?
Dik duruşun yoktur, hepten düşeysin.
Ecelin dolanıyor, sanma bir şeysin,
İsrail denilen, İnsafsız millet.

Dur hele oradan, kovulacaksın.
Bir gün yer yüzünden, yok olacaksın.
Akıttığın kanda, boğulacaksın.
İsrail denilen, insafsız millet.

ABD görmüyor, duymuyor musun?
Nedir ki maksadın, gizlidir pusun?
Bunca günahsızı, ne diye vursun?
İsrail denilen, insafsız millet.

AB,ABD' den geri kalmazsın,
Noluyor diyerek, bir kez somazsın.
Bunca suç işliyor, neden görmezsin?
İsrail denilen, insafsız millet.

İnsan hakkı vardı, hani nerede?
İhlâl ediyorlar, görmez biri de,
Ne oldu ki haklar, kaldı geride?
İsrail denilen, insafsız millet.

TUNCAY hüzünlendi, nasıl yazmasın?
Şu olup bitene, nasıl kızmasın?
Sözüm İsrail’e, esip tozmasın.
Garip insanları, vurup ezmesin.
İsrail denilen, insafsız millet.

HAYIRLI GÜNLER SELAM VE DUA ILE.....A.E.O.
Jan. 14
BİZEwrote:
YENİ YILDA SEVDİKLERİNİZLE BERABER MUTLU YILLAR SİZEDE CEMRE HANIM


Yüreğime Gömdüm Bende Kalanları



Bu Gece
Bir Ben daha
ÖLDÜ içimde



SEN
Yaşayabilsin diye
Kurşuna dizdim
Tüm yalanları



Eğilip dudağından
ÖPTÜM sessizce
Yüreğime gömdüm
Bende Kalanları


Biraz daha
Eksildin hayatımdan
Gülen gözlerinin yerini
GÖZYAŞI aldı



Hüzün biçtin
Nadasa bıraktıgın akşamlarda
Hasat mevsiminde AŞK
Sonraya kaldı



Biliyorum
"Birşeyim yok iyiyim"
Desende
Bu günlerde
2 Soru 1 Cevap
Etmiyor sende



Benimde
Aklım başımda
Değil
Bir nefes çekmeden bitiyor
SİGARAM
Çayım bardakta soğuyor



Maviye ıslanmak iyide
Şu sırılsıklam özgürlük
Esaretime dokunuyor



Ay ışıgı
Vururken denize
Hüzünbaz
YAKAMOZLAR
Çarpıyor yüzüme



Paltomun cebinde
Üşüyor
SENSİZLİK
Ayyaş soguklarda
Yıkılıp düşüyorum
xxxxx

Bir kızıl tomurcuk harelenir
Kirpik uçlarımda her sabah
Bin şafağın yangınında tutuşan
Yanaklarımda hep dinmez gözyaşım

Gözlerinde seni yaşamak sensizlik
Yüregimde kaldı bakışların
Yağmursuz ümit çiçeklerim açmıyor
Masumluğunu yitiren gözlerimde
Sararıp soluyor hayat!

Adının mısralarını derime kazıdım
Yaşam bir illet gibi dolaşıyor kanımda
Ben hayallerimi gökyüzüne ulaştıramadım

Gözlerinde seni yaşamak sensizlik
Sokaklar boş bakışlar dalgın evler yıkık
Yüz kızartıcı bir suç değil hırsızlık
Çalınan birinin kalbiyse eğer

Belirsizliğe yelken açardı gözler zamanla
Öylesine delice bakmasalardı eğer
Yoksul düşmezdi
Yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine
Kulağına okunacak biri olsaydı eğer
Issızlığa teslim olmazdı sahiller

Gözlerinde seni yaşamak sensizlik
Somutlaştıramadım düşüncelerimi
Gül yüzlü seherlere açamadım kalbimi
Müjdeleyemedim
Gözlerime baharın geldiğini

Ertelenen gözyaşlarım
Akmaya başladı yanaklarıma
Nemli gözlerle baktım dünyaya son kez
Nedir, içimi acıyan yerinden mühürleyen?
Nedir insanı kalabalıklardan kuytulara sürükleyen?


İsterdim;
Gözlerimle kurşuna dizebilmek seni
Amacım; en çözülmez düğümde buluşmaktı seninle
Sonbaharın en inatçı yaprağıyla dalı gibi
Diledigince savurdun beni

Bir oraya, bir bu tarafa


Ellerinde küçük bir oyuncak olmaktan
Kurtaramadım bir türlü kendimi
Gözlerinde seni yaşamak sensizlik
Kalbim zorlanır, çözerim birden gözlerimi

Kendimle oynadığım oyunu bitiririm
Gelmeye çalışırım gittiğim yerlerden
Seni sevmek adına sensizliğe sabır ekerim
Zordur kendime dönüş, aslında zordur bilirim.
xxxxxxxxxxx

Kalbime hapsetsem
Ordanda alabilirler mi ?
Göz yaşıma saklasam..
Ağlamadan bulabilirler mi ?

Bu canıma can yapsam..
Öldürmeden alabilirler mi ?
Dünsüz yarınlarım olsanda
Seni ömür saracağım..

Yar olabilirdi kalbe sevgiler dar gelebilirdi
Üşüyen bedenim esmer teninde alev alev yanabilirdi…


beklentisiz ve delice sevmenin tadını sende yaşadım ben Sana akıyorum kaygısızca ve hiçbir şey bunu engelleyemiyor ve geri çeviremiyor bu akışı.
Çünkü sen her tarafımdasın. Sağımda, solumda, arkamda, karşımda... Ne yana dönsem,
ne yana yol almaya kalksam, ulaşacağım son nokta sensin, orada yalnızca sen varsın...

Sana akıyorum, çünkü senin yolunda gidiyorum, attığın adımları takip ediyorum sorgulamadan.
Önüme çıkan hiçbir ayrım, hiçbir kavşak ilgilendirmiyor beni. Yürüyorum peşin sıra,
yürümenin en zor olduğu yol bu olsa bile yürüyorum... Şikayet de etmiyorum çakılından,
tozundan, toprağından üstelik.
Sana yaklaşabildiğim her adımda mutlu oluyorum ya da yaklaşmayı başaramasam da bu umudu yaşamak heyecanlandırıyor beni...

Sana akıyorum, çünkü hayatın akışı kadar doğal sana akışım...
Doğa nasıl ki her canlının yaşaması için bir düzen kurmuşsa ve nasıl ki kuralları varsa doğada yaşamanın,
benim var olmamın da, yaşamamın da kuralı sensin, senin var olduğun bir düzen içerisinde ben olabilirim ancak...

Sana akıyorum, çünkü sesinde, bedeninde, kuşatmış durumda beni...

Sana karşı savunma dahi yapmıyorum ve böyle bir teslimiyet de rahatsız etmiyor beni...

Yüzüne, gözlerine, ellerine baktıkça, sesine yüklediğin gizleri çözerken,

hep kendimden bir şeyler buluyorum sende...

Sana akıyorum, çünkü o kadar çok paylaşacak şeyimiz var ki seninle...

Bu güne kadar paylaþtığımız her þey,

her an umut veriyor sonrası için bana ve ben belki de sende bu umudu yaşamayı, yaşatmayı seviyorum...

Biliyorum ki hayatın bir yerinde sadece bize özel bir çiçek var,

o çiçeği birlikte bulup, kokusunu ciğerlerine çektiğimizde hayata ve birbirimize sımsıkı sarılacağız...

Sana akıyorum, çünkü bir insanı tutkuyla, beklentisiz ve delice sevmenin tadını sende yaşadım ben...

Bunun anlamını senle öğrendim, bunu senden başkasıyla da yaşayamayacağımı biliyorum...

Sende, seninle yaşamak her an bir şölen tadında ve ben böylesine keyifli,

böylesine eğlenceli ve hayat dolu bir şöleni bırakıp gitmek istemiyorum...

Sana akıyorum, çünkü “hayatın uslanmaz ruhusun” sen ve ben belki de bu ruha aşığım aslında...

Seninle yenileniyorum, sadece seni düşünmekle yüreğimde,

beynimde çöreklenmiş ne kadar kötülük varsa hepsinden arınıyorum bir anda...

Sana akıyorum, Bütün coşkum, bütün saflığımla...

Aşka, sevgiye, güzelliğe dair ne varsa benimle akıyor onlarda sana...

Benim gibi çoşku dolu bir ırmağı da huzurlu, sakin bir göle çevirecek tek güç sensin...

Ne olur orada kal, ayrılma seni gönül gözümün görebileceği noktadan...

Sana ulaşamasam bile varlığını hissetmek ve senin yolunda olmak yetiyor bana...

Dec. 31
BİZEwrote:
GÜNAYDIN CEMRE HANIM.GÖRÜŞMEK DİLEGİYLE....



Sen Vurdun Da Ben Ölmedim Mi?

Yokluğunda ne ateşleri hasretimle yaktım da
Bir seni yakamadım, beni yaktığın gibi
Çölde su, mahpusta gün, oruçta ekmek gibi bekledim seni
Sense araya korkular koydun.
Yasaklar koydun...
Şimdi nerdesin diye sakın sorma
Sen çağırdın da ben gelmedim mi?

Sen varken darılmazdım çiçeksiz baharlara,
Yağmurlu havalara... Bu kasvetli akşamlara
Sen varken
Bakıp içlenmezdim tren istasyonlarına
Otobüs duraklarına...
Sen varken ayrılanlara ağlamazdım...
Yıkılmazdım biten sevdaların ardından
Gidenlere küsmezdim
Kalanlara acımazdım...
Sen varken böyle üşümezdim, titremezdim
Masumdum, çocuklar gibi
Böyle delirmezdim, küfretmezdim...
Hele ölmeyi hiç düşünmezdim.
Şimdi soruyorum sana
Adı sevdaysa bu cehennemin
Sen yaktın da ben yanmadım mı?

Biliyorsun
Bütün acılarına 'yeşil ışık' yaktım olmadı
Bütün korkularına 'arka çıktım' olmadı
Dağlara merdiven dayadım olmadı
Haziranda kar oldum yağdım avuçlarına olmadı
Sevdim olmadı, yandım olmadı, taptım olmadı
Artık benden pes
Bu aşkın biletini istediğin gibi kes
Nasılsa gidiyorsun
Biliyorum git...
Ama ardında
Ağlayan bir çift göz
Paramparça bir yürek
Ve yıkılmış bir dağ görmek istemiyorsan
Çek silahını, daya sırtıma
Titrersem namerdim...
Sen vurdun da ben ölmedim mi?


KENDİNE İYİ BAK

"Kendine iyi bak" bir "veda" degil "elveda" cümlesidir çogu zaman. O üç kelimeden çok daha fazlasini gizler içinde...

"Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra ben yaninda olmayacagim. Olamayacagim. Istesem de istemesem de. Sevdim bir zamanlar seni, hala seviyorum ve benden sonra da mutlu olmani istiyorum. Olurda bir gün dönersem seni iyi bulmak istiyorum.



"Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra kendinden baskasi olmayacak yaninda sana bakacak. Ben olmayacagim. Kendine iyi bak ve beni düsünme. Çünkü ben de seni düsünmeyecegim artik. Arama sakin beni, yazma, çünkü ben yazmayacagim. Sil beni yüreginden, çünkü ben silecegim. Fakat, yasanilan, paylasilan güzel seyler hatirina sana yürekten mutluluklar diliyorum. Ve ben bir daha dönmemek üzere gidiyorum "



"Kendine iyi bak. Aramizda geçen herseye ragmen benden sonra iyi oldugunu bilmeyi tercih ederim. Aslinda bilmem çok önemli degil, iyi oldugunu varsayacagim ben. Seni bir daha asla görmemek üzere gidiyorum ben, seni kendinle basbasa, Yapayalniz birakiyorum ben. Biliyorum kendini birakacaksin benden sonra, o yüzden iyi bak diyorum. Aslina bakarsan, çok da fazla umursamiyorum."



Kendine iyi bak, derler ve giderler. Tutkuyla sevenler, bazen birden fazla söylerler bunu. Çünkü onlari ayirmak, eti tirnaktan ayirmak gibidir. Kolay kolay kopamaz onlar, süreç çok aci vericidir, yürek parçaliyicidir. Her seferinde azalan umutlarla geri döner ve yine


"Kendine Iyi Bak" gözleriyle ayrilirlar. Ta ki umut da, sevgi de tükeninceye kadar.. Ta ki son elveda mezar sessizligine bürünüceye kadar* Tutkunun ötesinde sevenler, bir kez "Kendine Iyi Bak" derler ve giderler. Onlar eti tirnaktan ayirmak yerine ölümü yeglerler. Onlar bu aciyi bir kezden fazla kaldiramayacaklarini bilirler. Kendine iyi bak, derler ve giderler. Bu sözlerin içinde ihanet yok, hiç bir zaman olamaz derler ve giderler. En büyük ihanet degil midir aslinda seni seveni, ihtiyaci olani yüzüstü birakip gitmek.



Kendine iyi bak, derler ve giderler.
Seni suskunluga mahkum edip giderler.
Seni parçalara ayirip, en büyük parçayi yanlarina alip giderler. Seni senden alip giderler. Daha kötüsü suçlayamazsin onlari tüm bunlar için.



Kendine iyi bak deyip gidenin geçerli bir nedeni vardir elbet. Suçlatmaz kendini. Savasmadiklari için kizarsin ama suçlayamazsin. Savasmislarsa, yenildikleri için kizarsin ama suçlayamazsin. Yenildigin için kizarsin ama suçlayamazsin. Ayriligin kaçinilmazligina inandirir seni, kendine iyi bak, derler ve giderler. Elinden umutlarini, düslerini, sevgilerini alip giderler. Bir tek anilari birakirlar geride, Bir de hatirladikça gözyaslarina bogulasin diye unutulmayan nagmeler. Arkalarina bakmadan çekip giderler eger yalniz kalmissan, Çünkü insafsizliklarini görmek istemezler. Hersey o saniye orada bitsin, kapansin bu sayfa isterler.



"Bitti" diyemedikleri için , kendine iyi bak derler. "Kirildim ve affedemiyorum" diyemedikleri için kendine iyi bak derler. "Seni istemiyorum artik, hayatimdan çikaracagim ama bil ki hiç unutmayacagim" Diyemedikleri için kendine iyi bak derler. "Biliyorum çok kanayacaksin ama daha iyisini yapamiyorum" diyemedikleri için kendine iyi bak derler. Vicdanlarini rahatlatmak için kendine iyi bak derler, çünkü o kan uzun süre akacaktir ve o yara asla kapanmayacaktir, bilirler.



Kendine iyi bak bir noktadir çogu zaman. Kendine iyi bak deme bana, sadece kötülükler noktalansin isterim ben. Oysa sen iyisin....

Sen gözümdeki isik, dudagimdaki tebessüm, sen içimdeki sevinçssin.
Sen hayatima renk katan, sen yüregimdeki çarpinti, sen hayatimdaki nesesin.
Sen yolumu aydinlatan, sen dert ortagim, sen gönül yoldasim, sen bir tanesin.
Kendine iyi bak deme bana.
Nokta koyma.



Keske böyle yasanmasaydi bazi seyler, keske affedebilsen beni, keske ben de affedebilsem.. Keske döndürebilsek zamani geriye. Keske bugünkü aklimizla yasasak herseyi bastan. Nafile...Ama yine de, gitmesen olmaz mi? Bitmesek olmaz mi?
Sen eksikken, ben nasil tam olurum?
Senden kalan boslugu kimlerle doldururum?
Savassak aramiza giren seytanla olmaz mi?


Hani büyük asklar her türlü engeli asardi, hani gerçek dostluklar her sinavi geçerdi, Hani sevgi eninde sonunda kazanirdi? Hani hayatta hiç kirlenmeyecek degerler vardi? Hani en büyük zaferler, en kanli savaslarin ardindan kazanilirdi?

Bunlarin hepsi yalan mi?... Sahiden...,
Gitmesen olmaz mi?
Bitmesek olmaz mi?
Peki o zaman...
Senin istedigin gibi olsun...
Öyleyse...
Sen de "KENDİNE İYİ BAK"


Bir hayal olduğunu kimseye söyleme…

Aralıksız batan sözcüklerinin, an be an yüzünü ölüme çevirdiği yerden yazıyorum sana. Dinleme.

Ne bundan önce söylediklerimi ne de bundan sonra söyleyeceklerimi…

Bu defa dinleme!
Attığım her adımda bir parça daha yıkılan duvarların altında kalmaktan, ayıramadığın dakikaların geceler boyunca sinirini taşımaktan yoruldu ruhum. Ben çabuk yoruldum. Hiç bir masalın kahramanı olamayacak kadar uykum var. Sesinden esirgediğin yüreğin gibisin. Varlığının bir anlamı olsun derken, sen en çok da anlamsızlığa yakıştın nedense. Oysa bu değildi sana dair başlattığım yolculuğun sonu. Böyle olmamalıydı.

Adresimi de sil adımlarından;sanırım bundan böyle evde olmayacağım.

Nefesimle çoğalacakken, nefesimi tıkadın sen! Geçen her günde, soyunurken tüm kelimelerim yavaş yavaş sana, sen, durdurak tanımadan yeni bir kıyafetle çıktın karşıma.

Parmak uçlarımda kaybediyorum sıcaklığını. Yazdıkça uzaklaşıyorum sesinden, teninden ve bakışlarından

Seni unutmak istiyor kalbim çok acıyor.Susuyorum ağlamıyorum sensizliğe alışıyorum artık kan yaşları akıtıyorum.

hava kararmaya başlayınca, daha çok arıyorum sanki seni. soğuktan mı korkum, karanlıktan mı, sensizlikten mi, yalnızlıktan mı, nöbetlerimden mi, çaresizlğimden mi…
bil(m)iyorum….____________kahırdan

artık hissetmiyorum… unutmaya başladım; kokunu, sevdiğin şeyleri, söylediğin şarkayı, bana bakışını, sevişini, sarılışını…

yaşadık mı sahi senle?

gülüyordum galiba. sen yüzüme çok yakıştığını söylüyordun gülmenin. ben gülünce sen gülüyordun. sen gülünce denizler duruluyordu gözlerinde. şimdi fırtına var.

gülmek bana yakışmıyor (mu) !!!

edebiyatı seviyor(d)um. sana olan aşkımı yüreğimden sonra en iyi o anlatıyordu. ben de hep yazıyordum. bak yine yazıyorm…

küstüm,

gel____(me) artık.
aşk acı çekmekse
sev____(me) artık.
kara gecelerde ben bulurum yoldaş kendime,
kork____(ma)
çekmem fişini hayatın!!!
yoruldum,
kuramıyorum artık.
nolur,
gel_____(me)!!!

Bunların yalan olduğunu kimseye söyleme. Herkes ben gelmeni istemiyorum bilsin.Sen ne olur gel be!!!


SAHNEDEYİM ARTIK VE YALNIZLAR BAŞLADI

cok iyi bir oyuncu oldum sonunda!!!

yalnızlar oyununda bir rol kaptım kendime…
hem de ! baş roldeyim…

ama tebrik etmem gereken sensin bılıyorum!!!
bu senin başarın ve ben seni ayakta alkışlıyorum bugün…

zaten benden baska oyuncuda olmuyacak bu sahnede, öyle replik felanda yok ezbelerleyecegim,
sadece bir hüzün olacak gözlerim de ve dudaklarım kıvrılacak alaycı bir kendini kücümseyişle….

sen seyretmeyeceksın bu oyunu,
oyle seyircide gelmeyecek izlemeye sadece bombos bir salon ve kocaman bir sahne,
sahnedede ben!!!

ve sessizlik hüküm sürecek…

kapalı gişe de kapalı bir oyun benimkisi,
sahne hafif loş olacak benim golgem ise perdelere vuracak biraz boynum bükük, birde ellerim bosluğa uzanacak….

aglama sahnesi yok bu oyunda!!!
gozlerim hüzünlü ama mutlaka kupkuru kalacak…

bu gece ilk oyunum biraz heyecanlımıyım ne???
ama yok basarmalıyım mutlaka! senin yüzünü kara cıkarmamalıyım,ve bu gece en iyi yalnızları ben oynamalıyım…

göreceksin! asla yılmayacagım oyle heyecandan saklanmayacagım perde arkasına….

işte o an geldi perdeler acılıyor ve ben yerimi alıyorum sahnede!
kulaklarım ugulduyor
biraz da midemde sancı var!

ama olmaz şimdi vazgecemem,
iyi bir oyuncu olmayı sen ogrettin bana ve şimdi benim oyunculugumu kanıtlama zamanım…

sahnedeyim artık ve ”YALNIZLAR” basladı.…
Dec. 30
BİZEwrote:
:
Hıçkırdım sözcükleri dudaklarımdan,
Sancılarını çektim kalabalıklar içinde yüzümde gülücüklerle...
Hepsi yalandı...
Maskeler taktım,
Gülücük perisiydim karşısında hayatın.
Oysa içimdeki ben kandırılamaz bir gerçeğin izleriydi.
Dudaklarımdan hıçkırıklarla yoksun dedim,
Sessiz karanlıklara çekildim,
Çığlıklarımla içimde depremler yarattım.
Ayrılıktı...
Hıçkırdım... Öğrendim acılı kelimeler kurmayı,
ve yüreğimde bir gemi terkettim,
İçinde mutluluğun yolcuları vardı,
Dudakların vardı sabahları güneşten önce gözlerimi öpen.
İçinde yağmurların tadı vardı,
Binbir gece binbir renkte dokunmaların...

Ay gözlerinde parlıyordu,
Dudakların masallar gibi dudaklarıma heceliyordu,

Senin tenin kırmızı meşale gibi yüreğimi aydınlatan,
Kor siyahlar içinden yüzümü göğe uzatan...



Sevgilim,
Gitme...
Gitme güneşleri sereyim mavi şehirlerine,
Gitme...
Gitme bulutları yağmur gibi ekerim gözlerime...
Senin tadında hiçbir çiçek,
Hiçbir toprak,
Hiçbir yağmur geçmiyor...

Sessizlikte dalgalar denizde,
Suskunluğun şarkısını duyuyorum.
Yalnızım,
Saçlarından okşadığım ellerim kadar yalnız...
Özledim...
Rüzgar sesini özledim,
Mavi düşlerime ninni ezgilerini...
Çiçekler kokan tenini...

Bir gülüşünle rüyalara dalardık iki beden.
Gelincikli saçlarımdan tut hadi.
Bir kere daha gamzeli yanaklarına dokunsun ellerim,

Ellerim üşüyor Sevgilim...

GİTME

Sen beni sevmekten gidince ben bana borçlu kaldım

Ya sen bana fazla geldin ya ben sana az kaldım

Gitme bir adım öteye gülüm bir adımda gurbet olur

Gitme bir nefes öteye gülüm her nefes hasret olur



Aşk yasaklandı artık halka açık yerlerde

El tutmak yol açıyor diye hesapsız

Susmalara kaldırdık tüm tutuşmaları

Yasak kelime oyunu yapmak

Yalan söylemek mecburi ve serbest ayyuka çıkmak

Artık yağmur sonraları toprak kokmak yok

Tomurcuklanmak günah

Ve bir insan gözü yüzünden yüz gün art arda uyumamak

Kimse ölmesin diye

Kimsenin aklında her sevdalı verdiği sözü geri alacak

Güneşi ayı ve hatta hiç bir tabiat olayı

Şahit gösterilmeyecek hiç bir sevdaya

Ne deniyorsa onu atacak kalp

Ve süresi 24 saate çıkarılacak meskun mahallerde ağlamanın



Sen sesini alıp gidince ben burda dilsiz kaldım

Ya sen bana fazla geldin

Ya ben sana az kaldım

Gitme bir adım öteye gülüm bir adımda gurbet olur

Gitme bir nefes öteye gülüm




Sen;
Tozlu raflarda unutulmaya yüz tutmuş, belki defalarca okunmuş, belki çoğu zaman yarım bırakılmış, belki de okuyanın istediği sonla bitmediği için anlamsızlaşmış hüzünsel bir öykü gibisin artık.
Ben;
Eski zamanlara özgü siyah beyaz bir resmin içinde; ağlayan gözlerle, gitmekte olan bir adama bakan, biraz eksik fazlası ile yıkılmış bir kız çocuğu suretinde bu öykünün kapağını süslemekteyim.

Kişisel hikayeler hayatın akışı içinde ortak hikayelere dönüşebilir. Tıpkı seninle benim kişisel olarak başlayan, zaman içinde senden benden uzaklaşan bize dönüşen hikayemiz gibi.Bir hikayeye sığdırabildiklerimin hepsini sığdırdım ne varsa senle aslında;
Biraz sevilmişlik
Biraz sevmişlik
Bir tutam umut
Bir avuç gözyaşı
Kah keder kah mutluluk
Ve nihai son..ayrılık..

Ellerinin titremesi, gözlerinin zamansız dolması, dudaklarının sus payı büzülüşü, kimsenin duyamayacağı sessiz çığlıkların içinde yankılanması; yazılması ve tarifi zor duygulardır bu yüzden yazmak yaşamaktan her daim daha kolaydır.

Ama yazdığın sitem dolu bir sesleniş, hazmetmeyi beceremediğin bir ayrılığın giriş cümlesi ise;
İşte o an yaşanmışlıkları yazmak da bir o kadar zor gelir yazana, boğazında düğümlenen hıçkırıkların sebebinden bilirsin, anlarsın bu zorluğu.

Her şeyin anlamsız katran karası olduğu zamanlar sarmışken dört bir yanı satırlarla aydınlatmak ister insan ruhunu,bu yüzden her yazı içinde bir tutam biraz avuntu saklarım bendeki yokluğunun merhemi olsun diye.En kötüsü ise başlangıçta bütün varlığım dediğiniz insanın ayrılık vaktinde hiçliğinize bürünmesi.Hayat misali; gelenler gidenler olur,gelen her şeyin,giden hiçbir şeyin olur..

Kaç geceyi sabaha emanet etmen gerekir bilemezsin
Tutulmamış sözlerin hesabını sorarsın boş duvarlara
An olur ağlarsın an olur yüreğini kanatırsın
Yara kabuk bağlar sanarsın,buna inanırsın
Kanadıkça bazı yaraların kapanmayacak olduğunu anlarsın
Keşkeler sarar dört bir yanı,
Hiç sevmemiş olmayı dilersin
Unutmak için dualar edersin
Yine de sızlar yüreğin en zayıf yerinden..

Çözülmesi zor bil bilmece ama yine de kendimce;
Aşk kelebek misalidir ;
Ya ömrü günlüktür,

Ya da ömürlüktür....
Dec. 30


Bu zeki adama şapka çıkartılır ..
Türkiye'yi Güldüren Adam' ünlükomedyen Cem Yılmaz'ın
İstiklal Marşı'ndan esinlenerek yazdığı bir şiir, şu sıralarda
elden ele dolaşıyor. Cem Yılmaz, bu şiirinde Türkiye'nin
sorunlarını da ele alarak ülkemiz gerçekleri hakkında inanılmaz
tespitler yapmış! İşte Cem Yılmaz'ın Türkiye'nin durumuna
mizahi, ve bir o kadar da entelektüel bakış açısıyla yazmış olduğu şiir:



İSTİKBAL MARŞI


Bakma, dönmez şafak vakti yurttan kaçan o alçak!
Dönmeyip Amerika'da, arlanmaksızın yaşayacak!.
O benim milletimin hırsızıdır, yurdu soyacak,
Hortumladıkları benimdir, milletimindir ancak!


Çalma, kurban olayım hepsini ey hırslı çakal!
Gariban halkıma da bir pul bırakacak kadar al!
Olmaz sana götürdüğün paralar sonra helal,
Hakkını vermezsen burdaki ortaklarının behemehal!


Ben ezelden beri aç yaşadım,aç yaşarım!
Hangi hükümet beni kurtaracakmış,şaşarım!
Kurumuş musluk gibiyim, ne akar ne taşarım!
Yırtsam da bir tarafımı, hiç görülmez başarım!


Mali krizler, yoluna örmüşse çelikten bir duvar,
Benim .ceğiz, .cağız diyen bir hükümetim var!
Bağırsın korkma, nasıl işimize burnunu sokar?
'Avrupa Birliği' denen tekdişi kalmış canavar!


Arkadaş, Meclis'e namusuyla çalışanları uğratma sakın!
İşe aldıracakların, olsun hep sana yakın!
Gelecektir, cezanı vereceği günler Hakkın,
Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın!


Yaktığın yerleri 'orman' diyerek geçme, tanı!
Çalışanı işten at, doldur kadroya yatanı!
Gözleri açık yatır seni kurtaran atanı,
Satılmadik o kaldı, durma satıver şu vatanı!


Sermaye mutlu olsun, olsa da çevre feda!
Semizlettin Apo'yu, mezarında dönsün Şüheda!
Uydurma kanunlarla Meclis'ten getirin seda!
On bin Yıllık tarihe, yurdum ederken veda!


Cümlenizin bu yurdu yok etmek mi emeli?
Yediginiz herzelere başka ne demeli!
Oyuverin altını iyice sallansın temeli,
Yurdumun ki, sonunda vatandaş kükremeli!


O zaman durur belki gözümden akan yaşım,
O zaman doğrulur belim, yukarı kalkar başım,
O zaman boşa gitmez yıllarsüren uğraşım!
HESABINI VERİP TE GİTTİĞİNİZ GÜN KARDAŞIM,


Dalgalanın dolar gibi sizde şimdi ey suçlular!
Olsun artık soyguncuya vurulacak bir yular,
Ebediyen, öyle yok hesapsız bir iktidar!
Hakkıdır 'garip yaşamış vatandaş'ın da gülmek,
Hakkıdır ezilmiş milletimin, aydınlık bir İstikbal!


Cem YILMAZ
Dec. 29
SUSMAK SÜKUTTUR HER ZAMAN UNUTMAYIN BUNU
Kaygılı bir bekleyiş. Ne olacağını kestiremediği hallerde insanın giydiği bir zırh. Cevaplanamamış soruların sığınağı, aczin ikamet adresi. Korkudan nutku tutulmak, sözü kıyamet alameti saymak. Uzun uzun bomboş duran ellerimize bakmak. Fakrın keskin bir idraki, bir afallayış. Benliğin derin bir uçuruma yuvarlanışı…

Sessizlik ölümdür. Boşluk, yok oluş. Anlamsızlık, yahut anlam arayışı. Can çekişen bir nefesin, konuşmaya takat yetiremeyişi belki. Acının çığlıkta dahi ifade edilemeyeceği anlaşıldığı anda yapışılan can simidi. Bir hükümsüzlük bildirgesi, bir varlık istifası. Bir kendinden vazgeçiş. Bir kutsal arama çabasını yitiriş…

Sessizlik duadır. Kimi zaman duanın en güzelidir hatta. İstemeye bile ar ediş. Kelimelere yüklenemeyen taleplere uzanmış bir el. Beni gör demenin, halimi anla demenin en soylu biçimi. Haliliyet makamından Habibiyet makamına bir uruc. İstiğnadan örülmüş bir heybetli kaftan. ‘Ben’i Rabb’e emanet ediş. Nefsten ruha avdet ediş. Bir güven. Bir “O en iyisini bilir” deyiş. Bir cehalet deklerasyonu. Bir teslimiyet biçimi…

Sessizlik karanlıkta yükselen bir duvar. Aramıza giren, sesimizi duyuramadığımız, her anlamı yutan, her çabayı boşa çıkaran, sevgiyi boğan, tüm varlığı bağrında kara bir delik gibi soğuran. Yumruklasan nafile, ellerini kanatsan kimin var ki şifa üflesin yaralarına? En yakınlarınla arandaki perde sessizlik. Artık ortak bir varlık alanına sahip olamama. Uzaklara burnunun dibinden daha yakın olma. Tefekkürden istifa, bir müzakere zemini bulamayış. Ortak bir dil tutturamayış. Bir yabancılaşma. Düşüncesiz bir boşluk. Tahassüs denizine ölümcül bir dalış. Bir dil, bir akıl, bir gönül tutulması…

Sessizlik umuttur. En küçük varlık kımıltısından medet umuş. Kulaklarını dikip pür dikkat kesiliş. En ince hesapları yapmak için durup bekleyiş. Gözlerini kırpmaksızın geleceği yakalamak istemek. Gelmesi mukadder olanı geldiği zaman karşılamaya hazır olmak. Son ayarlamaları yapmak. Düşen yaprakların, göz kırpan yıldızların üzerine muskalar yazmak. Bir zikri fark ediş, bir ahenkle baş sallayış, bir kainatla terennüm. Bir mihrapta diz çökmek. Bir bıçağa usulca boyun uzatmak. Varlıkla gözle görülmez bağları hissediş…

Sessizlik hayaldir. Gerçeklerin soğuk yüzünden insanın öz vatanına, evine dönüş. Bağrında çiçeklenen hayal bahçelerinde bir gezinti. Özlenilenlerle dilsiz bir konuşma. Bir bakışma, bir sukutla kucaklaşma. Muhayyilenin geniş vadilerinde huzur arama. Orada kimsenin görmediği varlıklarla hemhal oluş. Bir çıldırma sınırında devşirilen güzellik. Bir aşk tasavvuru. Bir dalıp dalıp gidiş. Bir gizli hazine keşfi. Bir beyaz kanatlı at…

Sessizlik hem bilgeliktir. Ulu orta söylenemeyecek, sahibinden başkasına verilemeyecek bilginin amansız nöbet tutucusu. Kutsal bir emanet gibi sırrı sadrında taşıyıp, yükünden yorulup, bir parçasını bile kimseye veremeyiş. Ağrıyan sırtını yaslayacak bir arkadaş bulamayış. Bilginin laneti, gülün dikeni, dudaklarda acı bir kilitleniş. Koynunda taşıdığın bir ateşten name. Mührü bir kez kırılsa kıyameti koparacak bir hikmet. Sukuttan bir kitap…

Sessizlik bir ihanettir. Bir kuyruklu yalan. Bir zulme iştirak. Bir dilsiz şeytaniyet. Konuşmanın hayat verdiği yerde bir idam fermanı. Bir hain pusu. Bir yüze tükürüş. Bir aşağılama. Bir yok sayma. Umursamazlık ve arsızlıkla varlıkla dalga geçiş. Bir küfür.Bir kalpsizlik. Bağra saplanan bir hançer. Zulmün en katmerlisi, sonsuz varlığı sonsuz yokluğa tebdil. Değeri ademe mahkum ediş. Her sese açgözlülükle saldırış, kalbi kanatan bir karanlık. Soğuk bir yüzde donuk bir gülüş, bir küçümseyen bakış...

Sessizlik bir yenilgidir. Bir umut kesiş. Bir kopuş. Bir ebedi firak. Uçuruma yuvarlanış. Yanlış yolda olduğunu ani bir kavrayış. Tüm çabalarının boşa gittiğini acıyla fark ediş. Bir serzeniş, bir sitem. Bir beklememezlik. Bir şaşkınlık. Bir kalp istifası. Gözyaşlarını terk ediş. Ağlamayı bile beceremeyiş…

Sessizlik bir utançtır. Bir yüz kızarış, bir mazeretsizlik. Ne söyleyeceğini bilememe. Bir günah çıkarma, bir itiraf. Bir derin pişmanlık. Karanlığın bağrında bir acılı diş sıkış.
Bir kendi kendini kınama. Bir çile doldurma, bir uzlet. Bir içe kapanış. Bir tevbe. Bir sabr-ı cemil. Bir arınma çabasıdır sessizlik…

İnsan hakkı bilemeyince ne yapar? Bir şaşkınlığın, bir yol tutamayışın, bir seçim yapamayışın, hiçbir şey elinde olmayışın, hiçbir meselede fikrinin sorulmayışının aczini nasıl sağaltır ruhundan insan? Furkan ona verilinceye kadar susar. Gerçek ortaya çıkıncaya, yardım erişinceye, durum vazıh oluncaya, bir yola gayri iradi sevk edilinceye, işareti gelinceye kadar susar. Zira susmak İsa(as)’ya gebe olmaktır. Dudakları emr-i ilahi gelinceye kadar kilitlemek bir Yahya beklemektir.
“Unutmak için şarkı söyleriz, zira insan şarkı söylediğinde daima güzel şeyleri düşünür” der İvo Andriç. Acıyı unutmak için terennüm eden insan, acıyı ve beraberinde varlığını hissetmek için susmalıdır. İnsan hatırlamak için susar. Kendini hatırlamak, Rabbini hatırlamak, anlamı hatırlamak ancak sessizlikledir. Sessizlik acı verir. Ama şifadır. Sessiz kalmayı başarabilen mutlaka bir mucizeye şahitlik edecektir. Sünnetullah değişmez…

Sessiz kalın ki hayat parmak uçlarına basarak yanınıza sokulabilsin. Güneşin battığı yerde cennet ışıklarının şavkı yüzünüze vurabilsin. Sem ve basar Rahman’a yönelebilsin. Susun ki Rabb sizinle de konuşabilsin. Çünkü kimi zaman tek çare susmaktır…

Dec. 27
SLM KELEBEGİM NERDESİN BİRTANEM SENİ ÇOK ÖZLEDİM VE SENDEN GELİCEK HAYIRLI HABERLERİNİ BEKLİYORUM.EN GÜZELE EMANET OL KENDİNE ÇOK İYİİİİİİİİİİİİ BAK ABLASININ BİRTANESİ.SEN MUTSUZSAN BENDE MUTSUZUM BUNU UNUTMA SEN MUTLU OLURSAN BENDE MUTLU OLURUM KELEBEGİM.HADİ KANATLAN VE UÇ BİRTANEM ÖPTÜMMMM EN GÜZELE EMANETSİN EN GÜZEL YAR VE YARDIMCIN OLSUN KİBBBB
Çok uzaktayım şimdi...
Oyun bitti. O telaşlı ve heyecanlı kalabalık... Sonra sahnedeki macera... Bitti...

Salon boşaldı.

Işıklar söndü.

Herkes gitti.

Ben buradayım. Ve burası çok uzak...

***

Elimde bilet...

Yanlış yer için... Yanlış zamanda...

Gecenin dipsiz kuyusunda.

İstasyonun yapayalnızı...

Yarın sabaha kadar soğuğun ve ıssızlığın...

Gün ağardığında yabancı bir kalabalığın içinde...

Yapayalnız...

Kaldığım yer, gidemediğim yerden çok uzak...

Çok uzaktayım şimdi.

***

İki kelimeyi sarıp sarmalayıp kalbimin içinde...

Senin için.

Söylemeye kıyamamıştım!

Kullanılmamış ve saf ve tertemiz...

Çok güzeldiler.

Senin içindiler...

Söylemediğim yere çok uzağım şimdi.

Senden çok uzaktayım.

***

Bu mevzide kurtaracaktık dünyayı.

İnancın, aşkın, cesaretin adı olmuştuk hani.

Sonsuzluğa ertelemiştik ya, yaşanacak ne varsa ve Allah için...

Bu mevzide kurtaracaktık kendimizi...

Ne kılıçlarımız ışıldadı, ne güllerimiz açtı.

Bizi şimşek gibi yerimizden fırlatacak o beklediğimiz nara hiç yankılanmadı.

Uzun ve yalnız bir nöbetin sabrında...

Çok uzaktayım şimdi.

***

Bir elimde geçersiz bilet...

Diğerinde paslı bir kılıç...

Sonra biriktirdiğim kelimelerle...

Bekliyorum.

Ve biliyorum; çok uzaktayım...

Bülbül küstü güle.

-Saatlerce ötüyorum başucunda senden hiçbir ses gelmiyor;
ben yapacağımı bilirim! dedi.

İntikam alırcasına lalenin başında ötmeye başladı.
Gül duysun ve kıskansın diye sesini iyice yükseltti bülbül.
Karanfil, papatya, menekşe, kardelen…
Çiçek adına ne varsa hepsi lalenin başına toplandı.
Kıskandılar laleyi. Kimse anlayamadı, neden?
Birden kıpkırmızı oldu lale. Bülbül iyice coştu.
Saatlerce öttü. Sesi kesildi. Artık ötecek hali kalmamıştı.
Döndü. Lakin gül yoktu ortalarda. Telaşlandı.

Gözyaşı içindeki orkideye sordu:

-Gülüm nereye gitti?

-Az önce öldü! Dedi orkide.

Bin pişmandı bülbül.

-Ama ben kıskandırmak istemiştim sadece, dedi.

Gözyaşlarını usulca sildi orkide ve belki en bilge duruşuyla:

-Hata yaptın bülbül kardeş. Gül, kırmızısını senin ötüşünden alıyordu.
Sen gidince ne kırmızı kaldı ne de gül.
Şimdi nerede kırmızı bir lale görürsen bil ki bir gül daha ölmüştür, dedi.

ZAMANSIZIMA


Zamansız geçmişime bakıyorum şimdi zamansız geçen
Kurak topraklara zansız yağan bir yağmur gibi,
Belirsiz bir mutluluk kaplıyor içimi
Bir hüzün yağmuru sarıyor ardından
Bir rüzgar bir deli poyraz esiyor hayatımdan..

Suretsiz yüzlerin elleri okşuyor yüzümü
Kokuşmuş diller meydan okuyor hayatıma
Kırk bir kalemle en zamansızım da buluyorsun beni,
Sırtımı zamana yaslamışken
Sonumu rüzgârın ellerine bırakmışken
Omzuma yaslıyorsun başını…
Her şeyden, her bir şeyden uzak tutuyorsun
Alıp götürüyorsun gözlerimi
Kalbim zamana yalvarırken
Sen yüreğimi firara zorluyorsun…
Aklım avuçlarına bir yaprak gibi düşüyor
Düşüncesizce sevdamla meydan okuyorum zamana.
Susuyorum, susuyorsun ve susacaklarımız bitmiyor
Öylesine bir dip dalmak istiyorum ki yüreğine
En derinin de sevdana vurgun yeyip
Ölmek istiyorum…
Damarlarımı çatlatıp tekrar dan kalbime akıtan yer
Yüreğinin en derinleri olsun istiyorum…
İç kanamalı bir sevda yarasın da
Kapanmamacasına seni zamansız seviyorum…





Dec. 27
BİZEwrote:
Belkide tekrar yitirmekten,
ölesiye sevdiği halde onun yanında olmamaktan korkuyor.
Yada su utangaçlıgını yenemeyip,
aşkını ona anlatamamaktan korkuyor.
Belkide önündeki engelleri aşamayıp,
elini asla tutamamaktan korkuyor.
Yada gözlerine bakamayıp,
su dünyadan çekip gitmekten korkuyor bu kız.
Dec. 26
BİZEwrote:
Yarali genc kiz!

Güveniyordu herkeze o genc kiz
Herseyi cok seviyordu
Dünyaya toz pembe bakiyordu
Yüzünden gülücükler hic eksilmiyordu
Hep gülüyordu cok mutluydu genc kiz
Kendi dünyasinda yasiyordu
Mutluydu ozamanlar
Birgün bir delikanliyla tanismisti genc kiz
Iste o günden beri dünyasi degismisti biranda
Cok baska duygular icindeydi
Bundan önce hic hissetmedigi duygulari yasiyordu
Tecrübesizdi o genc kiz
Duygularinin onu nereye sürükleyecegini bilmiyordu
Delikanli yasca büyüktü ondan
Görüsmeye basliyorlardi delikanliyla
Hoslaniyordu besbelli
Birgün delikanli genc kiza asik oldugunu söyleyince
Mutluluktan ucuyordu genc kiz
Geceleri uykusuz geciyordu
Onu düsünüyordu
Onu özlüyordu
Genc kizda asik olmustu delikanliya
O günden beri bütün dünyasi delikanlinin etrafindaydi
Her anini birlikte geciriyorlardi
Aradan cok zaman gecmiyordu
Delikanli aramiyordu önceki gibi
Üzülüyordu genc kiz
Ama yinede güveniyordu
Cünkü asikti delicesine delikanliya
Delikanli cikmiyordu genc kizin telefonlarina
Agliyordu genc kiz
Yinede dayanamayip ona gitmisti
Ne oldugunu ögrenmek istiyordu
Delikanli bu siralar cok yogun oldugunu,
Ona güvenebilecegini ve genc kizi sevdigini söylüyordu
Sevinmisti genc kiz
Hemen inanmisti
Kalbi safti
Cabuk kaniyordu
Yine görüsmeye devam ediyorlardi
Genc kiz cok mutluydu
Dünyalar onundu sanki
O gece telefon bekliyordu delikanlidan
Delikanli aramamisti o gece
Üzülmüstü genc kiz
Her telefon calisinda umutla kosuyordu
Hala onun aramasini bekliyordu
Günler geciyordu bir haber alamamisti delikanlidan
En sonunda aramisti delikanli
Sevinmisti genc kiz
Genc kiz onu ne kadar özledigini anlatmak isterken
Sözünü kesiyordu delikanli
“Seninle güzel günler gecirdik” diye basliyordu söze
Anlamisti genc kiz
Delikanli ayrilmak istyordu
Genc kizin gözleri doluyordu
Birsey diyemememisti
Bir tek kelime konusmadan kapatmisti telefonu
Hickiriklarla aglamaya baslamisti genc kiz
Ilk kez bu kadar cok agliyordu
Ilk kez gözleri parlamiyordu
Dünyaya küsmüstü genc kiz
Mutsuzdu artik,etrafina gülücükler sacan neseli kiz
Gözyasi dinmiyordu hep agliyordu
Toparlamaya calisiyordu kendini
Dostlari güc veriyordu ona
Unutmak istiyordu yasananlari
Unuttugunu saniyordu genc kiz
Aylar sonra tekrar karsilasiyorlardi
Kalbi yerinden firlayacakmis gibi oluyordu
Heyecanlaniyordu genc kiz
Delikanli “affet beni, bir hataydi” diyordu
Kaniyordu genc kiz
Duygularina yenik düsmüstü bir anda
Bu sefer daha cok baglanmisti delikanliya
Delikanli ayni oyunu tekrar oynamisti genc kiza
Yasamak istemyiordu
Oyuncak bir bebek gibi hissediyordu kendini zavalli genc kiz
Nerden bilebilirdiki askinin sonu böyle olucagini
Nefret ediyordu delikanlidan
Insanlara güvenmiyordu artik
Parlamiyordu gözleri
Gülmüyordu eskisi gibi
Degismisti genc kiz
Intikamini alicakti genc kiz
Vazgecmisti bir anda
Nefret ettigi biri olsa bile ona aci cektirmek istemiyordu genc kiz
Insanlardan uzaklasmisti artik
Icine atiyordu duygualrini, acilarini
Kimseyle paylasmiyordu
Güvenmiyordu, güvenemiyordu genc kiz
Delikanli cok sey alip götürmüstü genc kizdan
Birde büyük bir izde birakmisti
Gönül yarasiydi bu
Sevgi dolu olan bir kalbi nefretle doldurmustu
Yaraliydi genc kiz
Tövbe etti en sonunda sevdalara
Kaciyordu, sevgiyle yaklasan ellerden
Korkuyordu, tekrar incitilmekten korkuyordu
Eski günlerini ariyordu genc kiz
O eski neseli kizi ariyordu icinde
Ölmüstü o neseli kiz, öldürmüslerdi
Üc yil gemcmisti aradan
Toparlamisti kendini
Coktan unutmustu
Ama gönül yarasini asla unutmuycakti
Delikanliyi asla affetmiycekti
Eskisi gibi olamaycagini anlamisti artik
Hayata geri dönüyordu... yarali genc kiz...!!!
Dec. 26
zeynawrote:
Am I Alone?


I get a funny feeling,
it comes from deep inside.
I get all mad and angry,
wanting to go and hide.

My doctor calls it depression,
my dad says it's just me.
But the thoughts and feelings,
no one will ever be able to see.

Some say I'm psycho,
some say I'm just weird.
It's like I'm a different person,
and the old me just disappeared.

I get really edgy,
I want to commit suicide real bad.
Then I get a headache,
followed by feeling sad.

I wish I could get help,
I wish it would go away.
Maybe if I keep praying real hard,
it will some day.
Dec. 18