|
Zagor TENAYwrote:
İzarıyla ridâsıyla
Ya Rab! Bak şu kullarına Lebbeyk lebbeyk nidâsıyla, Çıktılar hac yollarına. Kabe’ye yönelmiş yüzler Orda birleşecek cüzler Arşı titretecek sözler, Lebbeyk lebbeyk nidasıyla. Sen ki,ey Mescid-i Haram! Kokun gelir buram buram Uçan kuştan seni soram, Lebbeyk lebbeyk nidasıyla. Suyu insan olan seller Hüda’ya açılmış eller Allah’ı zikreder diller, Lebbeyk lebbeyk nidasıyla. Kulların eğik başları, Nefse karşı savaşları Günah yıkar göz yaşları, Lebbeyk lebbeyk nidasıyla. Bir manzara ki,şahane Beytullah bir şifahane Hacılar olmuş pervane, Lebbeyk lebbeyk nidasıyla. Boşa gider mi emekler Kullar affolmayı bekler Hakka ulaşır dilekler, Lebbeyk lebbeyk nidasıyla. Hak aşkıyla coşanları Bin merhale aşanları Gör Safa’da koşanları, Lebbeyk lebbeyk nidasıyla. Hisler bir bir kabarıyor Gözler maziyi tarıyor Canlar cananı arıyor, Lebbeyk lebbeyk nidasıyla. Gezerken Hira dağını Yaşar sahabe çağını Arz eder Cennet bağını Lebbeyk lebbeyk nidasıyla. Siyah taşa yüz sürerler Günah defterin dürerler Ağlayıp tevbe ederler Lebbeyk lebbeyk nidasıyla. Nice mü’mini gör tanı, Kalbi Hak diye atanı Taşlıyor melun şeytanı, Lebbeyk lebbeyk nidasıyla. Bir meltem gibi eserler Her kötülüğe küserler Hak için kurban keserler, Lebbeyk lebbeyk nidasıyla. Olmasın şöhretim,şanım Günahkarım,hem pişmanım Gelsem sana Rasül-i zîşanım, Lebbeyk lebbeyk nidasıyla. Ya Rasül!Sana varan da Ravza-i mutahharanda Şefaat deyip duran da, Lebbeyk lebbeyk nidasıyla. İman çok şeyin ilacı Gidiş güzel ,dönüş acı Nice insan oldu hacı, Lebbeyk lebbeyk nidasıyla. Ne kadar şükredilse az Yesrib’de kırk vakit namaz Bu yoculuk ne büyük haz, Lebbeyk lebbeyk nidasıyla. Yalvarıyorum ben sana Lütfet rabbim Haccı bana Dua edem kana kana, Lebbeyk lebbeyk nidasıyla. Ya Rab!Tutuver kollarından Razı ol hacı kullarından Dönecekler hac yollarından, Lebbeyk lebbeyk nidasıyla.
Jan. 26
|
|
|
KAN VE GÜL ...wrote:
Politika Nedir ?
Hazır imkanlar ele geçirmişken cebi doldurmak, Ac akraba ve arkadaşaları iyice doyurmaktır Politika Nedir? Millete ufak tefek iyilik etmek, Daha önce görmediğiniz ülkelere gitmektir, Politika Nedir? Gerçek problemlerin üstünü örtmek Suni gündemle halkın burnunu sürtmektir, Politika Nedir? Muhalefetin her sözüne hayır demek Bu en gerçek görev ve en büyük emektir Politika Nedir? Yapamayacağın vaadi yapaçakmış gibi halka anlatmak Göz göre göre vatandaşı aldatmaktır Politika Nedir? İşine gelmeyene çatmak Televizyondan sağa sola laf atmaktır Politika Nedir? Gizzemi çözülmemiş büyük bir sırdır İnsanlar onun için sürekli eder dır dır Politika Nedir? Bana sorarsanız ufo ların getirdiği sihirli bir taş Kimine aş olur,kiminede baş litika Nedir? Kaf dağının ardında bir peri Görmek isteyeni öldürür soğuk bir zemheri Politika Nedir? Ne elmadır ne de muz Doğru isen sürekli tuz Politika Nedir? Karpuz gibi dilim dilim dilinmeyen Ne tatlı ne acı,ağız tadı ile yenilmeyendir Politika Nedir? Ney olduğu tam olarak bilinmeyen Yıllardır hafızalardan silinmeyendir Politika Nedir? Bence polisiye bir dizinin baş aktörü İçine girince insan anlar, asıl faktörü Adnan Şahin
Jan. 25
|
|
|
gönlümün ÜLKÜSÜ .wrote:
TÜRK TARİHİNDEN DAMLALAR
Çağlasın hep şarkılar, yan Türkiye’m İnlesin hep türküler, yan Türkiye’m Mustafa’m kurmuş güneşler bahçede Mustafa’m kurmuş ateşler bahçede Devletim, közlerde yakmış nur çiçek Milletim olmuş zamansız kor yürek Şimdi çağlar hep denizler kaygısız Renkli güller gönle açmış korkusuz Renklenir birden, duran ülkem tüter Bahçelerden al gülüm korsuz biter Yaylalardan çağlamaz, şevksiz ayaz Milletim hiç ağlamaz, çıkmaz avaz Gülşenim bülbül süzer, cennet doğar Göklerim al gül süzer, rahmet yağar Türk’e göz dikmiştiler, hep soldular Türk’e yan bakmıştılar, hep soldular Dindi artık fırtınam, es meltemim Güldü millet, közde hiç yok mâtemim Türkiye’m destan süzersin sen yine Çağlamışken inlesin hep ten yine Devletim sıhhat bulup, yığsın umut Milletim hicran yıkıp, sağsın bulut Cemreler düşsün, denizler donmasın Damlalar sönsün, ağıtlar konmasın Çeşmeler hep, nur akıtsın güllere Bahçeler hep titresin bülbüllere Kor bakışlar, kor yakışlar gelmesin Zor alevler, dilde cevher delmesin Eski âlem, bende her an titresin Nur ışık yan, tende derman titresin Çağlasın rüzgar, vatan dert yakmasın Ağlasın düşman, güneş dert yıkmasın Türk’e gömlek biçmesinler hep yine Bende toprak içmesinler hep yine Şimdi artık özgürüm gökler gibi Eski renkler, titreyiş ekler gibi Yakma düşman sen bahar, çok sarsarım Yıkma düşman sen çınar, çok sarsarım Ey kızıl bayrak, kucak aç neslime Sen durul artık, güneş saç neslime Cetlerim göklerde yazsın bahtımı Hep zamansız süz, şu kordan tahtımı Ey Atam, sen yükledin hep gülleri Çağladın hep, ekledin nur yelleri Ol rahat kabrinde, yaşlar dindi bak Ey Atam asrında tâlih döndü bak *** Söndü her şey hep Atam, yanmış nefes Göçtü her şey hep, büzülmüş kor heves Asra vurmuş şimdi katran, cansızım Vakti kurmuş ağrılar, dermansızım Nur Söğüt öksüz, sözüm geçmez hana Bursa yanmaz, bahçeler dönmüş kana Kor Edirne’m yıkmıyor hiç gülleri Nur vatan hiç yakmıyor bülbülleri Ey Atam gittin, bulduk katranı Yığmadık rüzgar, kanattık ummanı Durmadan yangın baharlar besledik Çağladık durduk, kahırlar süsledik Yollarım sislendi, bozduk renkleri Dillerim sislendi, kırdık aşkları Özde mevsimsizce yaktık önceyi Nur değerler çöktü, yıktık goncayı Şimdi harman bağlıyor hep sancılar Güllerim öksüz, yanar hep hancılar Bir yanardağ olmuşuz, çevrem yanar Hep elemler yakmışız, bülbül kanar Tütmüyor artık şafaklar, başka hep Kaygı büzdürmez kucaklar, başka hep İnliyor derdim, tutuşmaz dermanım Dalgalar öksüz, tutuşmaz ummanım Şimdi katran kahraman, meşkler duman Hep elemler durmadan yükler zaman Eski rüzgar, esmiyor artık bana Nur umutlar ağmıyor artık hana Bayrağım gülmek için kor bekliyor Toprağım gülmek için nur bekliyor Seslerim nur çağlasın durmaksızın Közlerim aşk bağlasın durmaksızın Yanmasın deryam, muratsız böylece Tütmesin deryam, beratsız böylece Pembe kuşlar, hep kuşansın üstüme Nur umutlar, aşkla sinsin üstüme Cemreler süzgünleşip, yok olmasın Milletim üzgünleşip, zift bulmasın Harmanım tekrar tutuşsun aşk ile Dermanım tekrar tutuşsun meşk ile Göklerim sersin ışıklar ülkeme Mehtabım versin ışıklar ülkeme Asra tekrar hep mühür vurmak için Çağda hep bir bir nehir karmak için Titresin neslim, uyansın güllerim Çağlasın ülkem, süzül bülbüllerim Milletim yaslanma, hiç loşluklara Ey bağım süslenme hiç boşluklara Haydi rüzgar es, yetim kalmış kalbe Haydi rüzgar doğ, hemen solmuş kalbe Yaylalardan çağlasın hep müjdeler Aşkla közler bağlasın hep müjdeler Çeşmeler hep damlasın, gülsün dilim Cenklerin aşkıyla, nur tutsun elim Haydi baykuşlar gidin, gülsün vatan Çağlayıp hiç durma, hep gülsün bu han Derde dertler katmayın durmaksızın Elde katran tutmayın durmaksızın Haydi neslim, canda güller besleyin Haydi neslim, aşkla diller süsleyin Solma hiç sen, nur umutlar bak yanar Korkma bitmez nur sabahlar, aşk konar Bahçeler yaksın güneşler, solma sen Önceler yığsın ateşler, solma sen *** Derde dert katmak değil ilkem benim Kor zehir çatmak değil ilkem benim Mısralar süzdüm, ışık yansın diye Mısralar yazdım, hüzün sönsün diye İnleyip durdum, vatan gülsün diye Çınlayıp durdum, zifir solsun diye Aşkla ben Pervâneyim, millet için Çağlayan dürdâneyim, devlet için Allah’ım döndürme sen,katran bize Yığma hüsran, dermanım gelsin dize Milletim sancıyla hiç sarsılmasın Devletim ağrıyla hiç sarsılmasın Nur denizler, zor köpük yağdırmasın Kor nehirler, zor akış doğdurmasın Göklerimden nurlarım yağsın hemen Bağlarım güller kuşansın, doğ çimen Türkiye’m, sen sevdiğim, sen harmanım Şimdi korlar yükle, tütsün dermanım Erzurum, Antalya, İstanbul, Sivas Çınlasın deryam, solup dursun bu yas Ankara’m inletme mâtem, yığ bahar Yağmasın dertler, süzülsün kor çınar Ey umut, yağ;kor ocaklar solmasın Şimdi öksüz, boş kucaklar olmasın Şimdi bağrım hep, çiçekler bağlasın Ey vatan, gönlünde aşklar çağlasın Nur şafaklar, serpiyor bak rengini Közlerim hep, toplasın kor dengini Çağlayanlar durmadan yığsın seni Haydi neslim, durma doğdur gülşeni Bak güneşler titriyor, canlan diye Bak yürekler titriyor, kanlan diye Ey Edirne’m çağla, gülsün Ardahan Yığ muratlar, zifri delsin bu han Tâlihim dönsün, kucaklar gül desin Târihim yansın, bu dil bülbül desin Kor sabahlar, hep ezanlar titretin Ey şafaklar, nur zamanlar titretin Bayrağım hiç solmasın, ol kaygısız Akşamım ten yolmasın, ol korkusuz Ufka yangın yakmasın hiç mevsimim Derde dertler yıkmasın hiç iklimim Çağrılar, titreştirip dursun teni Durmadan nur yüklü kor yaksın beni Çınlıyor artık dilim, ben güldeyim İnliyor artık sesim, bülbüldeyim Şimdi artık süslenip dursun vatan Gözyaşın dinsin, sevin; çağlar bu tan Ben yazarken aşkla hep, beş yüz beyit Ben süzerken aşkla hep, beş yüz beyit Kor süzülmüş gönlü, öncem gülledi Nur süzülmüş gönlü, öncem gülledi HAYDİ NESLİM İNLE, TÜT CAN TÜRKİYE’M HAYDİ NESLİM ÇINLA, TÜT CAN TÜRKİYE’M xxxxxxxx xxxx bir oyunun içinde buldum benliğimi... bir kadın, bir adam... iki tane kalp... bir dünya acı... bir yudum mutluluk... avucumda sıkıca tutuyordum kalbimi... ve sen; avucunda sıkıca tutuyordun kalbini... kaybeden kazanana kalbini verecekti... ikimizde kaybettik... oyunun sonucu aşk... delicesine,ahmakçasına bir aşk... oyuna devam ederken; ölüm geldi... seni aldı ve gitti... haykırdım arkandan.. nereye kalbim senin avuçlarında... duymadın... öğrendim sonra ölüler duymazmış... kalbimide gömdüler seninle... kalbi olmayan yaşar mı? yaşar... yaşıyorum işte... yaşamadan... xxx Kan Kan gelir burnumdan, Nefes kan kokar, Sana nefesimi verdiğim ağzımdan kan gelir. Kan gelir gözlerimden, Yüzü kan bürür, Sana baktığım gözlerimden kan gelir. Kan tutar beni, Bayılırım. Tükenir kanım, Kansızlığa uyanırım, Sensizliğe uyanırım. Kan-ter içinde sabahlara uyanırım, Rüyalarımda kan görürüm, seni görürüm, Sana kavuşamam, Kan kusarım. Kendimi öldüresim gelir, Sorarım, -acaba bu kadar kansız mıyım? Yok,yok. Sen kanıma işlemişsin, Gidiyorsun diye, Kanım çekiliyor, kan kusarım. Öyle bir nefes çekmişim ki senden, Tüm hücrelerime yayılmış tadın. Kendimi tutamam, Kan gelir burnumdan, Seni değil, kanı koklarım. Git hadi! Al bendeki kanını, Al bendeki seni. Al dudaklarını, Nefesini, Al paramparça olmuş sevişmelerimizi. Islaklığın dün gibi, Al senin olsun dokunuşlarım, Kan tuttu beni, bayılmaktayım.
Jan. 25
|
|
|
KAN VE GÜL ...wrote:
“Bir gidişi yaz” dediler, “yazarım” dedim… gitmeleri öğrenmiştim.
Susardı, susardım, susardık, suskularca….. Bilinir bilinmez bir şarkının içinde kaybolurduk. Biz en çok susmayı sevdik, sevmeyi sevemediğimiz kadar. Koptuk ve dağıldık her şeye. Giderken durduramadık birbirimizi. Durdurmaya elin, elim, ellerimiz yetmedi. Eğitemedim çocuk kalmış korkularını, yanılgılarını törpüleyemedim. Sana gerçekleri gösteremediğim gibi. Giderken durdurmalıydın beni, yapmalıydın, yapamadın. Durdurmaya gücün, gücüm, gücümüz yetmedi. Belki de yoktu, biz var sandık. İnsan isterse yolları aşıyor, sen kapının eşiğini aşıp gelemedin. Geldiğim gibi gidemedim, gittiğim gibi dönemedim yüzüne. Sen, bildiğim sen değilsin artık. Ben, bildiğin ben, değişemem. Değişmelere suskun dudaklarım. Şimdi acı, yolunu şaşırmış bir deniz kaplumbağası gibidir yüreğimde. Şaşkın ama inatçı. Şimdi sen, adı geçmişte saklı ince bir sızı. Şimdi biz, bir şarkıdan çalınmış iki nota gibiyiz. Eksiğiz ve yokuz. Dilsiz ama mutluyuz. Bir kapının eşiğinde kaldı her şey. Beni dışarıya göndermeyecektin, içerde tutacaktın, arkamdan gidişimi seyretmeyecektin, yollara yürümeyecektim, sesimi gidişlerde yitirmeyecektim. Sesimi geceye vermeyecektin. Şimdi, kaldır gözlerini ve geceye bak. Sesimi gör yukarıda, ortada bırakılmış tellerimi. Densiz ama dengeli satırlarımın anlamını kavra. Geceye bak, sesimi kaydırma. Kimsenin öğretmediği bir şeyi öğretmeni dilerdim, ayrılırken ama sen herkesin öğrettiğini yineledin.Şimdi aşk, inançlarını yitiren bir ayyaştır köprü altlarımda.. Biz ki geceleri paylaştık, yastığı, şarkıları. Biz ki sözleri paylaştık, kelimeleri. Biz ki yüreği paylaşamadık, paylaşamadım galiba. Nedendir bilmem, eksik kaldık korkulara. Nutku tutulan gecelerin isimsiz sabahlarında, yanlış ve yangın kaldık. Geride kalan kırık ezgiler ve yorgun ruhların dansı. Sokağımın serseri gülüşü, gençliğimin asi sevgisi, isyanımın suskun gezgini. Gitmeye meyilli değildim, olduğum gibiydim, dinletemedim, dinletemedin, dinletemedik belki de. Şimdi sen, aksak bir hüzün, nerede coşacağını bilmeyen. Şimdi ben, değişemeyen bir şehir, nasıl sevileceğini bilen. Şimdi biz, olmayan bir şeyiz. Bir kapının eşiğinde kaldı her şey. Konuşmak anlamsız, susmak kalabalık, ayrılık bulaşıcı. Sevda, kör topal yürüyen bir dilenci gibidir artık. Seni sevdim ama gönderdin. Gönderilince dönemiyorum. Ben bir çiçeğim asi yanım, solunca aynı elde açamıyorum. Susuyorum, susuyorsun, susuyorlar, suskularca…. Bir gidişi yaz, dediler, yazarım dedim. Gitmeyi öğrenmiştim, kalmayı öğretemediğim kadar. Bir gidişi yaz, dediler, yazarım, dedim. Gitmeyi giyinmiştim, yakıştırılmıştım veda sözlerine, merhabalara alıştırılamadığım kadar. Bir gidişi yaz, dediler, yazarım, dedim. Çok gitmiştim, söz gitmiştim, uzun gitmiştim, sesimi duyuramayacak kadar. Bir gidişi yaz, dediler, yazmaya giderken kendimden geçmişim. Arkama dönüp baktım, sende beni gördüm, el salladım. Artık çok geç, sendeki ben için çoktan bitmişim !….
Jan. 24
|
|
|
KARTALLARwrote:
EBEDİ BU VATAN TÜRKÜNDÜR TÜRKÜN OLACAK
Bu vatan Türk'tür her kes bunu bilsin Vatana ihanet eden bu vatandan gitsin Bu vatan Türk'tür Türk kalacak Ebedi bu vatan Türk'ündür Türk'ün olacak Biz varız bu topraklarda biz Bu vatan bizimdir böldürmeyiz biz Bu toprak için canımızı feda ederiz biz Bu ülkeye ihanet edeni yok ederiz biz Bu vatan Türk'tür Türk kalacak Ebedi bu vatan Türk'ündür Türk'ün olacak Türk, kurt, Laz, Çerkez hepsi bir ırktan Hiç ayrılır mı kardeş et tırnaktan Hak peygamberde yana bütünlükten Bu vatan Türk'tür Türk kalacak Ebedi bu vatan Türk'ündür Türk'ün ola xxxxx Dün Atam karşı durdu-bugün ben duracağım Vatanımız çok güzel-bize gülümser Güneş "Türk Övün Çalış Güven"-mutlu günler ona eş Yükseklerde bir bayrak-dalgalanır durmadan Erken davran arkadaş-bizi ateş sarmadan Dün Atam karşı durdu-bugün ben duracağım Bölen parçalayanı-alnından vuracağım Vatanım toprağımsın-coşarım senin ile Senden ilham alarak-gitmektedir kafile Yurdu emanet eden-Atam ve atalarım Diyor ileri taşı-yok olsun hatalarım Dün Atam karşı durdu-bugün ben duracağım Bölen parçalayanı-alnından vuracağım Hepsi dün bugün yarın-bekçisi memleketin Taş üstüne taşı koy-hep bilinsin kıymetin İnancımız sevgimiz-yelden ışıktan önde Çalışmak gerektirir-ay seneler bu günde Dün Atam karşı durdu-bugün ben duracağım Bölen parçalayanı-alnından vuracağım Bağlılık ruhumuzda-hedefe varacağız Okuyup öğrenerek-kanallar yaracağız Esere sahip çıktık-ülkümüz birdir daim Küçük grup olursak-işimiz olur vahim Dün Atam karşı durdu-bugün ben duracağım Bölen parçalayanı-alnından vuracağım Düşünelim bir kere-çok güçtü başarması İmkânsızdı adeta-o hedefe varması O gün haykırdık arza-hürriyete kavuştuk Bütün sıkıntıları-el birliğiyle aştık Dün Atam karşı durdu-bugün ben duracağım Bölen parçalayanı-alnından vuracağım Kurtuldu Türkiye'miz-dünya şaştı bu işe Söke söke kazandık-mesafe az diş dişe Hür düşünce anlayış-kaldırdı başımızı Sevindik genç ihtiyar-sildik gözyaşımızı Dün Atam karşı durdu-bugün ben duracağım Bölen parçalayanı-alnından vuracağım Yoktur böyle bir millet-asla da olmayacak Çalışacak her insan-yerinde kalmayacak Vatan sana kurbanız-çocuk genç anne ve kız Hasan sözü söyleyen-Atam Senden aldık hız Dün Atam karşı durdu-bugün ben duracağım Bölen parçalayanı-alnından vuracağım xxxxxxxxxx Bir ermeni mevzusu var! Efendim malümki Kurt kuzuyu pek sever! Gün gelir kuzuyu kıstırır kurt, Hem yalanıyor hem yaklaşıyor.. Kuzu farkında kötü niyetli yaklaşım, Son bir merakla sorar ağızı salyalı kurda; 'Belliki beni yiyeceksin anladım da, Suçum neki? bileyim..' Kurt ölümcül bakışı ile şöyle der kuzuya; 'Ben geçen yıl falan yerde su içerken Suyumu bulandırdın sen! ' Kuzunun yüreğini bir kurtuluş sevinci sarar, Hoplaya zıplaya sevincini gösterir. Ve derki kuzu; 'Bahs etdiğin ben değilim, Ben bu yılın kuzusuyum.' Kurt ayni niyetle yaklaşmakda, Kurt homurdanarak derki; 'Bahane ise bukadar kâfi.' Derin düşlere dalmışım, Farkımız ne bu kuzudan? Aldım kalemi elime, Ne umdumki bu yazıdan? Zaten ben yok idimki dün İnsani duygularla yaşadığım gün Bu gün.. xxxx İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım, akar ya; Bir yanda akan, benim, öbür yanda, Sakarya. Su, iner yokuşlardan, hep, basamak, basamak; Benimse alın yazım, yokuşlarda, susamak. Her şey, akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir; Oluklar çift; birinden nur akar, birinden kir. Akışta, denetlenmiş, büyük-küçük, kâinat; Şu, çıkan buluta bak, bu, inen suya, inat! Fakat, fakat Sakarya, başka, yokuş mu çıkıyor ne, Kurşundan, bir yük binmiş, köpükten, gövdesine; Çatlıyor, yırtınıyor, yokuşu sökmek için. Hey Sakarya, kim demiş suya, vurulmaz perçin? Rabb’im, Rabb’im isterse, sular büklüm büklüm burulur, Sırtına, Sakarya'nın, Türk, tarihi, vurulur. Eyvah, eyvah, Sakarya’m, sana mı düştü bu yük? Bu dava, hor, bu dava öksüz, bu dava, büyük! .. Ne, ağır imtihandır, başındaki Sakarya! Bin bir başlı kartalı, nasıl, nasıl taşır kanarya? İnsandır, sanıyordum, mukaddes yüke, hamal; Hamallık ki, sonunda, ne, rütbe var, ne de mal. Yalnız, acı bir lokma, zehirle pişmiş, aştan; Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan; Şimdi dövün, dövün Sakarya, dövünmek vakti bu an; Kehkeşanlara kaçmış, eski, güneşleri an! Hani, Yunus Emre ki, kıyında geziyordu; Hani ardına, çil çil kubbeler, serpen ordu? Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna; Giden şanlı akıncı, ne gün, ne gün döner, yurduna? Mermerlerin nabzında, hâlâ, çarpar mı tekbir? Bulur mu deli rüzgâr, o sedayı: Allah, bir! Bütün bunlar sendedir, bu, girift, bilmeceler; Sakarya, kandillere, katran döktü geceler. Vicdan azabına es, kayna, kayna Sakarya, Öz yurdunda garipsin, öz, vatanında, parya! İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su; Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu. Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek; Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek? Kafdağı’nı assalar, belki çeker de bir kıl! Bu, ifritten sualin, kılını, çekmez akıl! Sakarya, saf çocuğu, masum Anadolu'nun, Divanesi, ikimiz kaldık, Allah, yolunun! Sen ve ben, gözyaşıyla ıslanmış, hamurdanız; Rengimize baksınlar, kandan, ve, çamurdanız! Akrebin kıskacında, yoğurmuş bizi, kader; Aldırma, aldırma, böyle gelmiş bu dünya, böyle, gider! Bana, kefendir yatak, sana, tabuttur havuz; Sen kıvrıl, ben gideyim, son, son, Peygamber, kılavuz! Yol, onun, varlık, onun, gerisi, hep, angarya; Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya! .. (Aziz milletime ve onun kahraman evlatlarına) Şiir: Necip FAZIL KISAKÜREK xxxxxxxxxx Düşmanı iyi tanı-yine durmuyorlar boş Kanımızda dolaşır-yücelerde sevgisi Öyle manalar vardır-yüksektir daim sesi Benliğim ve düşüncem-seninle kucaklaşır Mertlik yiğitliğini-hep Türk Milleti taşır Düşmanı iyi tanı-yine durmuyorlar boş Gör vatan tehlikede-ileriye doğru koş Kalplerde yaşayacak-yürüyeceğiz izde Atam bunu başardı-vazife artık bizde Yollarımız ışıktır-hedefe varacağız Çaba ve emekleri-birlikte vereceğiz Düşmanı iyi tanı-yine durmuyorlar boş Gör vatan tehlikede-ileriye doğru koş Düşünmeli geçmişi-okumalı iyice Uyanırsa bu millet-sağlam olur netice Tarihi çevirelim-sıkıntı çok bezgindik Öyle durumlar oldu-aç açıkta bitkindik Düşmanı iyi tanı-yine durmuyorlar boş Gör vatan tehlikede-ileriye doğru koş Ordumuz dağıtılmış-el avuçta yok silâh Vatana göz dikilmiş-Türk Milleti çeker ah Onların hepsi kalleş-hem seviyesizdiler Yaptıkları zulümle-hep terbiyesizdiler Düşmanı iyi tanı-yine durmuyorlar boş Gör vatan tehlikede-ileriye doğru koş Anadolu toprağı- çevrili düşmanlarla Ordumuz dağıtılmış-ağlar baba ve hala Bir tek çare kalmıştı-birlikte karşı koymak Ülkemizden topunu-atarak iyi doymak Düşmanı iyi tanı-yine durmuyorlar boş Gör vatan tehlikede-ileriye doğru koş El ve avuçta silâh-cephanemiz yok gibi Millet fakir perişan-yurdumun çökmüş dibi İstanbul'dan bir gemi-yüzerek yola çıktı İsmi Bandırma idi-orda yanan ışıktı Düşmanı iyi tanı-yine durmuyorlar boş Gör vatan tehlikede-ileriye doğru koş Bize dersin hürriyet- yaşasın Cumhuriyet Senin ile çağlara-daim gitti cemiyet Millet seni unutmaz- Hasan diyor inanın Yanınızda önemi-yoktur yaşayan canın Düşmanı iyi tanı-yine durmuyorlar boş Gör vatan tehlikede-ileriye doğru koş XXXXXX Şahidimizdir yer, gök, ins ve cin aç da kaldıysak, çıplak da kaldıysak gördüler çatal yüreğimizi tanık oldular onurumuz, dağlar kadar büyük biz Mehmet’leriz eğilmedik. İçimize gömdük en ince sızıları bir yıldız daha kaydı bir çınar daha devrildi derdik alı artıkça ay yıldızlı bayrağımın devrilen her çınarla bilendik. Can pazarı doğan her yeni gün kurşunlara tutulurdu uykularımız gecelerin kalleş düşlerinde bir nara ile uyanırdık bir içimlik su ile savuşturulurdu korkularımız ve silinirdi çatlak dudaklarımızda süzülen kan izleri. Şahidimizdir Allah korkmadık ölümlerden vatanımın toprağı bayrağımın alı milletimin istikbaliydi korkularımız elleri göğe çevrilirdi nöbet tutardı secdelerde analarımız. Bir kamçı sertliğinde yalardı yüzümüzü iftiralar ustura gibi keserdi bin yerden can evimizi o kızıl rüzgar aman demedik asla şahidimizdir yer, gök, ins ve cin aç da kaldıysak, çıplak da kaldıysak gördüler çatal yüreğimizi tanık oldular onurumuz dağlar kadar büyük biz Mehmet’leriz eğilmedik. İçimize damıttık gözlerimizden akan tuzlu suları bir düşe kilitlenmişti ruhumuz kutsanmış idealler adına âdeta at koşturduk hep ölüm peşinden yorulmadık. Kusmuklarını sürerlerdi duvarlara ve sarp kayalara slogan diye şer kokardı edebiyatları yobazcaydı fikirleri yobazcaydı düşünceleri mürteciler gibi. Kurşuna tutulurduk zaman zaman bir heves değil bir tutku değil kentimin kurtarılmış bölgelerinde öksüz yaşardık kutlu sevdâlar için tıpkı mülteciler gibi. Aşk dedikleri buydu belki kimi sakat kimi vuruldu güpegündüz Kur’an için Bayrak için Vatan için yere düşen her beden cennetteler şimdi. Başımız bu gün de dik onurumuz dağlar kadar yüce kırıldık, döküldük ama ağlamadık zamanımız olmadı belki bir yâr sevmeye ancak, üzülmedik yârimiz bu vatan vatan için güldük, vatan için ağladık. Şahidimizdir yer, gök, ins ve cin aç da kaldıysak, çıplak da kaldıysak gördüler çatal yüreğimizi tanık oldular onurumuz dağlar kadar büyük biz Mehmet’leriz eğilmedik Ey değerler demeti ey Kur’an ey ezân ey toprak ey bayrak biz Mehmet’ler sizi sevdik, biz sizi sevdik!..
Jan. 24
|
|
|
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENEwrote:
Vatan Ve Sen
Bir elinde vicdan, bir elinde cüzdan, Savaşıp kendini bulacaksın. Bir elinde silah, bir elinde Bayrak, Gerektiğinde VATAN için öleceksin. Sevdanda Ayla_Yıldız olmasa, Kendinden utanacaksın. VATAN için varsın sen, Bunu asla unutmayacaksın..... Şehitlerin Son Sözleri Gönül gözüyle bak etrafına,öylece Vatanı tanı, Şahadet mührünü taşıyarak,şehit olup yatanı, Yaşamak yada ölmek değil,toprağa kan katanı, Vatan denen toprak için bir rüyaya dalmışız, Bitmeyen sevdadır Vatan,devam eder bilmişiz Gidilecek son duraktır bu alemde bu Vatan, Türk yüreğidir,sonsuza dek,sinemde atan, Şehit kanıyla sulandığı için, rahat uyuyor atan, Şehitlik sevdasıyla ta yürekten yanmışız, Bitmeyen sevdadır Vatan,devam eder bilmişiz. Gül koklayıp Vatanı gül yerine koymuşuz, Gül renginde Bayrak ile kendimizi bulmuşuz, Vatana şehit olup, toprağına güller gibi düşmüşüz, Kanımızı mühür edip toprağına vurmuşuz, Bitmeyen sevdadır vatan,devam eder bilmişiz. Analar,babalar.sakın ha göz yaşı dökmeyiniz, Vatana verdik canımızı,düşmana belli etmeyiniz Şehitlik şerbeti bu,içmekmiş kader ve kısmetimiz, Potin,.parka, beremiz,olmuştur kefenimiz Bitmeyen sevdadır Vatan. Bunu böyle bilmişiz. Şehitler Ölmez Öyle bir sevda ki VATAN sevdası, Uğruna gider, canların hası… Kanla yazılsa da kaderi, şansı, Her şeye bedeldir, Ay_Yıldızın dalgalanması… Şehitler ölmez, Şehitler ölmez… Kartal bakışları haktan yanadır, TÜRKİYE SEVDASI canından candır, VATANI korumak en büyük şandır; VATAN uğruna ölmekte vardır… Şehitler ölmez, Şehitler ölmez… Ölü demeyin sakın onlara, Cennetin müjdesi geldi onlara… Canlarını verdiler VATANLARINA, Canım kurbandır yollarına… Şehitler ölmez, Şehitler ölmez… Maviydi Adın Gök yüzü Gözlerin Deniz mavi Tıpkı Rüyarım gibi Hani pembeyi severdin Mavi özgürlük Kırmızı beyaz Gelinliğin Veya Kefen Namus Geçmişe saygı Öze sadakat Mavi beyaz Gerçekler aynı Bu ülke parçalanamaz Yürekler sevdalı Nice canlar yoluna Harcanır Ebedi ülkem böyle kalsın İnandığı gibi yaşasın ANNEYE ASKER MEKTUBU Karşımızda haydutlar, Kurşun yağdırmakta, üstümüze kara bulutlar Gabar dağlarında, tepelerin ardından. Bir ben varım orada,bir de Bayrak Ve yüreğime güç veren Allah Bayrağım dalgalanmalı,semalarımızda, Özgür olmalı bu toprak. Özgürlük için sıktım kurşunu, Vurdum haydutları,öldürdüm anne. Ölüm korkutmuyordu beni, Mezarıma yeterdi bayrağımın gölgesi, Yeter ki duyulmasın bu güzide topraklarda, Haydut ayaklarının,postal sesleri. Allah'a sığındım yüreğim güçle doldu, Vatan toprağı aşkına sıktım kurşunu, Vurdum haydutları,öldürdüm anne. Belki masum olanlar vardı, Haydutların aralarında, Çocuk sayılacak,13,15 yaşlarında Ama bu toprağı bölmek vardı kafalarında. Vicdanı bir tarafa bıraktım, Dedim vatanımdır ön planda, Acımadım hiç birine, sıktım kurşunu Vurdum haydutları,öldürdüm anne. Bu toprak bana,ya vatan ya da mezar olacak, Bayrağım semalarda ilelebet dalgalanacak, Ya da tabutumun üstüne yaygı olacak. Bu toprağa esaret damgası asla vurulmayacak, Dedim vatan aşkına sıktım kurşunu, Vurdum haydutları,öldürdüm anne. xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx xxxxxxxxxxxxxxxxözcan
Jan. 24
|
|
|
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENEwrote:
Sabrın çalkalanıp taştığı sulardadır Çığlıklarla parçalanmış uykularda Buruşturulup atılmış aşklarda Ve çalınmış mutluluklardadır Ses ile yürek Büyük rüzgarların o yanık şarkısı Hala yükselir içimizden dağılır Coşkunun doruklarında sürer yankısı İlk kurban adanırken bir nehire Korkunun ilk nişanında başlamıştır Gözyaşının ilk damlasından kalma yaslı baharlarla gelmiştir bugüne Kanla yazılan yasalarla Açlığın otağ kurduğu sabahlara Ve sonuçsuz kalan ahlarla gelmiştir Acıya kurşun işlemez artık ölüm bile bu acıyı cellat bilmiştir Yok bundan böyle ter yarası Zincir tusaklığı ve sabır Kırbaç yalvartması sessizliğin Can pazarı ve kahır yok Her şey yaşanan şu gün gibi gerçek Adımız halk olduğu günden beri Bir direnç olmuştur bizde sevinçler Şimdi acının her kuraklığında Onlar Yüreğimizin ovalarına çiselenirler Boşuna değil bu ölürcesine sevmek Ve ölürken bile yürümek Boşuna değil Hep yatağı olduk tarihin ırmağının Yenilgilerle durulmanın Zaferlerle köpürüp kabarmanın Ama hiç bir zaman Anası olamadık geçmişi doğurmanın Yıdızlar ve sular tanıktır aç ve kavruk bir memeden Direnmeyi yudum yudum emen Bir çocuk gibi öğrendik Ve direndik Ordular kurduk türkü renklerinden Bütün ağıtları bir hücumda yendik Acıya kurşun işlemez artık Biz yaşamayı zulümsüz sevdik xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx Daha takılmadan bu telörgülere Biz ki Çocuğumuz dedik alınterine Okşadık alınterinin yanaklarını Nasıl sevdik karayı bembeyaz Sarıyı kıpkızıl Pembe-beyaz dallarcasına Tohum tohum patlarcasına Üstüne üstüne yürüdük ölümlerin Aşkın sularına girercesine Ve tarihin en güzel yaprağını Güneşin parmağıyla çevirircesine Bir şarkıyla geldik bugünlere Sevdikçe söyledik Özledikçe yeniden besteledik Kelepçeler çürüdü sesimizde Velhasıl Daha çocukken türküledik Bu telörgülere takılmadan önce Biz ki vatanımız dedik alınterine Öptük alınterinin topraklarını Başlar koyduk uğruna Her damlasına can verdik Kurtuluşumuz dedik alınterine Açtık alınterinin bayraklarını xxxxxxxxx Gittin Ayrılırken buz tutmuş bıyıktı gözlerin Kaçamak ellerimiz komutsuz sallandı Dudaklarımızda sıradan sözcükler Vedalaşmayı bile beceremedik Son bir bakış kaldı arkanda Kalabalığa karışan Her şey düzmece bir dinginliğe gömüldü Gittin. İçimde Yığınlarca kitap kaldı uçuşan Sözcükler beynimin köşelerinden Çıkıp korkuttular gecelerimi Peşimden geldi gölgeler Aynalara bakamaz oldum Hiçbir oyun avutmadı beni Yaşamıma sığmayan bir şey kaldı İçimde. Kaldı Yeni bir kent işkenceye hazır Ödeşemedim gittiğin mevsimlerle Belleğimi silkeleyip anılardan Tik tak çaldın uzun zaman Alışamadım yarımlığa Düşlerimde intihar tutkuları Sırtımda hançerinin oyduğu boşluk Kaldı. Ayrılık Çoğalarak giriyor günlerime Senden başka kim bilebilir Geçmişin dökümünü yaptığımı Ağır ağır pulsara dönüşürken güneşler Sonbahar hüznüne benziyor pencerede Artık konuk beklemeyen gözlerim Sayfalar da bitti ışık da her yanı kapladı Çıksam şimdi güzelliğin gökyüzüne Dolaşsam Görsem bütün tanrısal sevgileri Ölümsüzlüğün sofrasına bağdaş kursam Ve anlatsam Anlatsam o ağlatan mutluluğu Bilmem inanır mı bana mavilikler Suskun bir coşkunun doruklarında Pürköpük ve rüzgarlı Bir nehir kahkahasıydı gözyaşı Vivaldi böyle dinlenirmiş meğer Mutluluk bile sensiz çekilmezmiş Ben ki yaşamı toprak bilmiştim Nice tohumlar ekmiştim bunca yıl Geç anladım Aşkın tohumu sensiz ekilmezmiş Sessizlik açarken zulüm bahçeleri Gözlerinde bir anda dört mevsim Her mevsimin güzelliğinde sen Bunca ayrık ve diken içinden Güle çıkmak işte budur desem Bilmem inanır mı bana çiçekler İçimde sayısız denizlerin şahlandığı O günü tarihlesem şimdi Irmak ırmak çizsem zamanın yüzüne Adına sonsuzluk desem Ve her saniyesini o sonsuzluğun An be an şiirleştirmek istesem Bilmem inanır mı bana sözcükler xxxxxxxxxxxx
Jan. 22
|
|
|
ॐ๑ ElifღMustafa๑ॐ ..wrote:
Bırak her şey yerli yerinde kalsın..Ben aşinayım yokluğuna..Çoktan unuttum bir yüreğimin
Bırak her şey yerli yerinde kalsın..Ben aşinayım yokluğuna..Çoktan unuttum bir yüreğimin olduğunu.Yüreğim yıllar önce durdu..Bırak..Silme aynanın tozunu... Dumanını kaldırma sevdamın... Bir devi uykusundan uyandırma. Kuytusuna saklandım yaşamın... Yeşil bir zümrüt gibi denizin dibine atıldım.. Sonra bir balık yuttu beni. Bilinmedik okyanusların,bilinmedik derinliklerinde dolaştım..Deniz kızının boynundaki mücevhermişcesine kendi masalımı yazdım.Çocuklar böyle öğrendiler bu masalı. Ve çok sevdiler o denizkızını.. Dokunma kapının ziline...Benim istediğim gibi hiç çalmadı o..Sen dokunmuşcasına.Ben hiç fırlamadım yataktan.Parmaklarını yaşlı bir sevdaya sürme.. Haberin yok mu senin zamandan... Ayakkabılarını çıkarma..Kalıcı olduğunu hiç düşünmeyeyim. Gel bir kuş gibi kon avuçlarıma.Bir kaç ekmek kırıntısından sonra göndereyim..Birazdan karanlık çöker odaya.Benim karımda,kışımda yaşayamazsın... Benimle birlikte ateşe atılan her odunda yanamazsın... Bırak..ne olur giydirme beni. Çek ellerini üstümden.. Seninle gelemem.. Yok yokluğundan daha ötesi..Dünyanın en sensiz ülkesini buldum.Orda kayboldum.. Gel sarıl...Sadece kucakla beni. Bu bir şairin hiç gün ışığına çıkmayan gülümsemesi... Sustuğuma bakma.Aldırmada.Ben yıllar önce tükettim kelimelerimi..Sana özel tek suskunluğum kaldı. Birde odayı açtığında çıkan kapının sesi.. her şeyi anlatıyor değil mi? Dünya bu.Tek sen değilsin aldanan..Tek ben değilim aldatan. Son nefesimi azönce,sen gelmeden tükettim. Artık ben değilim kollarında geldiğine inanamayan..Çok şey değişti..Ne ben kaldım.. Ne de o eski sevgili.... Artık..gitmenin zamanı geldi.Hadi giy paltonu..Dudaklarımdan son kez öp..Yakasına yapışma pişmanlığın.Hiç bir işe yaramıyor, sonu gelmiyor ayrılığın..Hadigülümse. Giderken elveda de.Bir sonraki durağında merhabası yok bu sevdanın... Hızlı adımlar çık kapıdan. Kollarımın böyle boş kaldığına, gözlerimin sana böyle baktığına aldıma..Ardından sarılırım ben boş bakışlara.Durup, bir kelime,birkelime diyosan eğer..ELVEDA. Elveda sevgilim. Elveda aşkım. Madalyonun öbür yarısını,bende kalan kısmını cebine bıraktım... Islanıyorum,denizin üzerinde martılar uçuşuyor . Küle batırılmış tenlerinde yağmur Islanıyorum,denizin üzerinde martılar uçuşuyor . Küle batırılmış tenlerinde yağmur kokusu.Dalgaların kat kat yükseldiği bir ummanla boğuşuyorum . Bulutların makyajı akıyor içime , ve ben yüzümü ayrılıkla yıkıyorum. Yolların saçlarına yapraklar yapışıyor , karıştırıyorum geceyi suskunluğun ertesinde , ufkadalıyorum.Bastığım kumsalda deniz iyot karıştırıyor ruhuma. Acılarıma ayaklanıyorum.Seninle başlıyorum zamanın diğer yarısına.Kapıların ardında yanan ışıklardan bir hüzme oluyorum dudaklarına.Sadece izi bulunmayan bir hasret kalıyor bana , ucu yanık elektronik postaların köşelerinden. Dalıp gidiyorum yosunların kimsesizliğine . Sanki hiç olmamış gibi balık oluyorum.Yüzgeçlerimde oksijen baloncukları dans ediyor . Yeryüzünü göremiyorum . O masmavi rengi , sanki artık hiç tanımıyorum. Ne okuyorum sonrasında , ne de yazabiliyorum aşkı sana. Sen anlatıyorsun bana , ben iki elimi bırakıp yangın yerinde , yani yüreğimde hiç yazmayan bir kalemin alışılmadık gölgesinde , sana çoğalan düşlerimle seni dinliyorum. Sevmeliyim diyorum seni aklıma zıpkın gibi girdiğin uzaklardan . Görmeliyim diyorum . Daha çok içime çekebilmeliyim seni . Derken ucu bucağı sınırsız bir okyanus sessizliğinde seni buluyorum . Sor beni yalnızlığa diyorum . Daha önce yazdığım gibi . Anlatsın kaç iklimi sırtımda taşıdığımı sana . Bilmezsin biliyorum. İlmek ilmek saçlarına dolanan yıldızlara bakıyorum . Göz kırpıyorum belkide sana . Bir yanda yankısı vücuduma mimlenen derin bir sabrı tırnaklıyor gözlerin,diğer yandan uğultusu başımdan hiç eksik olmayan rüzgarlarına tutunuyor ellerin. Hiç bulut olurken gördünmü sen beni.Güne uyanan sevinçlerini kumlara bıraktın mı yakamoz parıltılarının peşi sıra.İskele ayaklarına yaslanıp çaresizliğe verdin mi yüreğini. Denize karşı,hiç deniz oldun mu sen benim gibi.Günün en sakin zamanlarında hoyrat bir alışkanlığa terkettiğim hatıralarımı çalıyorum aşktan yana . Serenad öykünmelerinde paranoya kurgularına gömülüyor tutkularım . Bir varım bir yokum . Yokluğunun çoğuluyum. Özlemek sol yanımda ağrısı dinmeyen bir yarayı deşiyor hesapsızca. Çekip vursalar beni bu saatten sonra , yinede illaki sen diyorum. Dalgalar yüzümde yıkıyor suskunluğun kalelerini . En olmadık anda tutuyorum kendi ellerimden sana geliyorum. Var mısın diyorum , var mısın yalınayak koşmaya hayata . Cam kırıkları ile kaplanıyor hayallerim . Varmadan daha sabaha. Eski bir evin çatı arasında tozlanıyor ışığın avcundaki silüetler.Kitaplar bir kaldırılıyor , bir çıkarılıyor aşk adına . Şiirler bir yazılıyor bir siliniyor sevdaya infaz edilen uykularına. Nefes nefese kalıyor yüreğim . Neon ışıkları altında tenime bırakılan suskunluğun peşindeyim. Yeryüzünü terkediyor gençliğim ve denizde balık olmayı bekliyor sendeki düşlerim. Külbastı bir martıya yem olmadan,belkide bu son dileğim. senni cog öslüorrum cannım ruhhun şad omag jag alskar dig cemrem cannım
Jan. 19
|
|
|
medeniwrote:
salm
Jan. 15
|
|
|
DÜZOVALI TUNCAYwrote:
Susma
Çevrende olup bitenlere; Göz göre göre zulmedenlere, Yetimin hakkını yiyenlereDünya Kayıtsız kalıp susma Kamu malına zarar verenlere, Devletin parasını har-çur edenlere, Yanlış siyasetle TÜRKİYE'yi geriye itenlere Kayıtsız kalıp susma Hakka batıl diyenlere, Vatanın bölünmesi için çaba sarfedenlere, Genç TÜRKİYE'yi yıpratmak isteyenlere Kayıtsız kalıp susma Filistin'i Irak'ı görmezden gelenlere, Bana dokunmayan bin yaşasın diyenlere, İstikrarlı TÜRKİYE için çaba sarfetmeyenlere Kayıtsız kalıp susma! Abdülkadir Selçuk -------------------------------- İsrail Denilen İnsafsız Millet Çevirdi Gazze’yi, vurur havadan, İsrail denilen, insafsız millet. Nice günahsızı, etti yuvadan, İsrail denilen, insafsız millet.. İnsanlar üstünde, bomba deniyor. İnsanlık yarası, durmaz kanıyor. Vurup korkuturum, diye sanıyor. İsrail denilen, insafsız millet. Bu ne biçim iş, bu nasıl duruş? Vuruyor Gazze’yi, bak karış karış. Vurup öldürüyor, bu mudur barış? İsrail denilen, İnsafsız millet. Cesetler üst üste, yığılmış durur. İnsaf yok ki efem, o hala vurur. Bilesin bir gün, dönecek devir İsrail denilen, insafsız millet. Kimseyi aldırmaz, ne yobaz şeysin? Dik duruşun yoktur, hepten düşeysin. Ecelin dolanıyor, sanma bir şeysin, İsrail denilen, İnsafsız millet. Dur hele oradan, kovulacaksın. Bir gün yer yüzünden, yok olacaksın. Akıttığın kanda, boğulacaksın. İsrail denilen, insafsız millet. ABD görmüyor, duymuyor musun? Nedir ki maksadın, gizlidir pusun? Bunca günahsızı, ne diye vursun? İsrail denilen, insafsız millet. AB,ABD' den geri kalmazsın, Noluyor diyerek, bir kez somazsın. Bunca suç işliyor, neden görmezsin? İsrail denilen, insafsız millet. İnsan hakkı vardı, hani nerede? İhlâl ediyorlar, görmez biri de, Ne oldu ki haklar, kaldı geride? İsrail denilen, insafsız millet. TUNCAY hüzünlendi, nasıl yazmasın? Şu olup bitene, nasıl kızmasın? Sözüm İsrail’e, esip tozmasın. Garip insanları, vurup ezmesin. İsrail denilen, insafsız millet. HAYIRLI GÜNLER SELAM VE DUA ILE.....A.E.O.
Jan. 14
|
|
|
BİZEwrote:
YENİ YILDA SEVDİKLERİNİZLE BERABER MUTLU YILLAR SİZEDE CEMRE HANIM
Yüreğime Gömdüm Bende Kalanları Bu Gece Bir Ben daha ÖLDÜ içimde SEN Yaşayabilsin diye Kurşuna dizdim Tüm yalanları Eğilip dudağından ÖPTÜM sessizce Yüreğime gömdüm Bende Kalanları Biraz daha Eksildin hayatımdan Gülen gözlerinin yerini GÖZYAŞI aldı Hüzün biçtin Nadasa bıraktıgın akşamlarda Hasat mevsiminde AŞK Sonraya kaldı Biliyorum "Birşeyim yok iyiyim" Desende Bu günlerde 2 Soru 1 Cevap Etmiyor sende Benimde Aklım başımda Değil Bir nefes çekmeden bitiyor SİGARAM Çayım bardakta soğuyor Maviye ıslanmak iyide Şu sırılsıklam özgürlük Esaretime dokunuyor Ay ışıgı Vururken denize Hüzünbaz YAKAMOZLAR Çarpıyor yüzüme Paltomun cebinde Üşüyor SENSİZLİK Ayyaş soguklarda Yıkılıp düşüyorum xxxxx Bir kızıl tomurcuk harelenir Kirpik uçlarımda her sabah Bin şafağın yangınında tutuşan Yanaklarımda hep dinmez gözyaşım Gözlerinde seni yaşamak sensizlik Yüregimde kaldı bakışların Yağmursuz ümit çiçeklerim açmıyor Masumluğunu yitiren gözlerimde Sararıp soluyor hayat! Adının mısralarını derime kazıdım Yaşam bir illet gibi dolaşıyor kanımda Ben hayallerimi gökyüzüne ulaştıramadım Gözlerinde seni yaşamak sensizlik Sokaklar boş bakışlar dalgın evler yıkık Yüz kızartıcı bir suç değil hırsızlık Çalınan birinin kalbiyse eğer Belirsizliğe yelken açardı gözler zamanla Öylesine delice bakmasalardı eğer Yoksul düşmezdi Yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine Kulağına okunacak biri olsaydı eğer Issızlığa teslim olmazdı sahiller Gözlerinde seni yaşamak sensizlik Somutlaştıramadım düşüncelerimi Gül yüzlü seherlere açamadım kalbimi Müjdeleyemedim Gözlerime baharın geldiğini Ertelenen gözyaşlarım Akmaya başladı yanaklarıma Nemli gözlerle baktım dünyaya son kez Nedir, içimi acıyan yerinden mühürleyen? Nedir insanı kalabalıklardan kuytulara sürükleyen? İsterdim; Gözlerimle kurşuna dizebilmek seni Amacım; en çözülmez düğümde buluşmaktı seninle Sonbaharın en inatçı yaprağıyla dalı gibi Diledigince savurdun beni Bir oraya, bir bu tarafa Ellerinde küçük bir oyuncak olmaktan Kurtaramadım bir türlü kendimi Gözlerinde seni yaşamak sensizlik Kalbim zorlanır, çözerim birden gözlerimi Kendimle oynadığım oyunu bitiririm Gelmeye çalışırım gittiğim yerlerden Seni sevmek adına sensizliğe sabır ekerim Zordur kendime dönüş, aslında zordur bilirim. xxxxxxxxxxx Kalbime hapsetsem Ordanda alabilirler mi ? Göz yaşıma saklasam.. Ağlamadan bulabilirler mi ? Bu canıma can yapsam.. Öldürmeden alabilirler mi ? Dünsüz yarınlarım olsanda Seni ömür saracağım.. Yar olabilirdi kalbe sevgiler dar gelebilirdi Üşüyen bedenim esmer teninde alev alev yanabilirdi… beklentisiz ve delice sevmenin tadını sende yaşadım ben Sana akıyorum kaygısızca ve hiçbir şey bunu engelleyemiyor ve geri çeviremiyor bu akışı. Çünkü sen her tarafımdasın. Sağımda, solumda, arkamda, karşımda... Ne yana dönsem, ne yana yol almaya kalksam, ulaşacağım son nokta sensin, orada yalnızca sen varsın... Sana akıyorum, çünkü senin yolunda gidiyorum, attığın adımları takip ediyorum sorgulamadan. Önüme çıkan hiçbir ayrım, hiçbir kavşak ilgilendirmiyor beni. Yürüyorum peşin sıra, yürümenin en zor olduğu yol bu olsa bile yürüyorum... Şikayet de etmiyorum çakılından, tozundan, toprağından üstelik. Sana yaklaşabildiğim her adımda mutlu oluyorum ya da yaklaşmayı başaramasam da bu umudu yaşamak heyecanlandırıyor beni... Sana akıyorum, çünkü hayatın akışı kadar doğal sana akışım... Doğa nasıl ki her canlının yaşaması için bir düzen kurmuşsa ve nasıl ki kuralları varsa doğada yaşamanın, benim var olmamın da, yaşamamın da kuralı sensin, senin var olduğun bir düzen içerisinde ben olabilirim ancak... Sana akıyorum, çünkü sesinde, bedeninde, kuşatmış durumda beni... Sana karşı savunma dahi yapmıyorum ve böyle bir teslimiyet de rahatsız etmiyor beni... Yüzüne, gözlerine, ellerine baktıkça, sesine yüklediğin gizleri çözerken, hep kendimden bir şeyler buluyorum sende... Sana akıyorum, çünkü o kadar çok paylaşacak şeyimiz var ki seninle... Bu güne kadar paylaþtığımız her þey, her an umut veriyor sonrası için bana ve ben belki de sende bu umudu yaşamayı, yaşatmayı seviyorum... Biliyorum ki hayatın bir yerinde sadece bize özel bir çiçek var, o çiçeği birlikte bulup, kokusunu ciğerlerine çektiğimizde hayata ve birbirimize sımsıkı sarılacağız... Sana akıyorum, çünkü bir insanı tutkuyla, beklentisiz ve delice sevmenin tadını sende yaşadım ben... Bunun anlamını senle öğrendim, bunu senden başkasıyla da yaşayamayacağımı biliyorum... Sende, seninle yaşamak her an bir şölen tadında ve ben böylesine keyifli, böylesine eğlenceli ve hayat dolu bir şöleni bırakıp gitmek istemiyorum... Sana akıyorum, çünkü “hayatın uslanmaz ruhusun” sen ve ben belki de bu ruha aşığım aslında... Seninle yenileniyorum, sadece seni düşünmekle yüreğimde, beynimde çöreklenmiş ne kadar kötülük varsa hepsinden arınıyorum bir anda... Sana akıyorum, Bütün coşkum, bütün saflığımla... Aşka, sevgiye, güzelliğe dair ne varsa benimle akıyor onlarda sana... Benim gibi çoşku dolu bir ırmağı da huzurlu, sakin bir göle çevirecek tek güç sensin... Ne olur orada kal, ayrılma seni gönül gözümün görebileceği noktadan... Sana ulaşamasam bile varlığını hissetmek ve senin yolunda olmak yetiyor bana...
Dec. 31
|
|
|
BİZEwrote:
GÜNAYDIN CEMRE HANIM.GÖRÜŞMEK DİLEGİYLE....
Sen Vurdun Da Ben Ölmedim Mi? Yokluğunda ne ateşleri hasretimle yaktım da Bir seni yakamadım, beni yaktığın gibi Çölde su, mahpusta gün, oruçta ekmek gibi bekledim seni Sense araya korkular koydun. Yasaklar koydun... Şimdi nerdesin diye sakın sorma Sen çağırdın da ben gelmedim mi? Sen varken darılmazdım çiçeksiz baharlara, Yağmurlu havalara... Bu kasvetli akşamlara Sen varken Bakıp içlenmezdim tren istasyonlarına Otobüs duraklarına... Sen varken ayrılanlara ağlamazdım... Yıkılmazdım biten sevdaların ardından Gidenlere küsmezdim Kalanlara acımazdım... Sen varken böyle üşümezdim, titremezdim Masumdum, çocuklar gibi Böyle delirmezdim, küfretmezdim... Hele ölmeyi hiç düşünmezdim. Şimdi soruyorum sana Adı sevdaysa bu cehennemin Sen yaktın da ben yanmadım mı? Biliyorsun Bütün acılarına 'yeşil ışık' yaktım olmadı Bütün korkularına 'arka çıktım' olmadı Dağlara merdiven dayadım olmadı Haziranda kar oldum yağdım avuçlarına olmadı Sevdim olmadı, yandım olmadı, taptım olmadı Artık benden pes Bu aşkın biletini istediğin gibi kes Nasılsa gidiyorsun Biliyorum git... Ama ardında Ağlayan bir çift göz Paramparça bir yürek Ve yıkılmış bir dağ görmek istemiyorsan Çek silahını, daya sırtıma Titrersem namerdim... Sen vurdun da ben ölmedim mi? KENDİNE İYİ BAK "Kendine iyi bak" bir "veda" degil "elveda" cümlesidir çogu zaman. O üç kelimeden çok daha fazlasini gizler içinde... "Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra ben yaninda olmayacagim. Olamayacagim. Istesem de istemesem de. Sevdim bir zamanlar seni, hala seviyorum ve benden sonra da mutlu olmani istiyorum. Olurda bir gün dönersem seni iyi bulmak istiyorum. "Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra kendinden baskasi olmayacak yaninda sana bakacak. Ben olmayacagim. Kendine iyi bak ve beni düsünme. Çünkü ben de seni düsünmeyecegim artik. Arama sakin beni, yazma, çünkü ben yazmayacagim. Sil beni yüreginden, çünkü ben silecegim. Fakat, yasanilan, paylasilan güzel seyler hatirina sana yürekten mutluluklar diliyorum. Ve ben bir daha dönmemek üzere gidiyorum " "Kendine iyi bak. Aramizda geçen herseye ragmen benden sonra iyi oldugunu bilmeyi tercih ederim. Aslinda bilmem çok önemli degil, iyi oldugunu varsayacagim ben. Seni bir daha asla görmemek üzere gidiyorum ben, seni kendinle basbasa, Yapayalniz birakiyorum ben. Biliyorum kendini birakacaksin benden sonra, o yüzden iyi bak diyorum. Aslina bakarsan, çok da fazla umursamiyorum." Kendine iyi bak, derler ve giderler. Tutkuyla sevenler, bazen birden fazla söylerler bunu. Çünkü onlari ayirmak, eti tirnaktan ayirmak gibidir. Kolay kolay kopamaz onlar, süreç çok aci vericidir, yürek parçaliyicidir. Her seferinde azalan umutlarla geri döner ve yine "Kendine Iyi Bak" gözleriyle ayrilirlar. Ta ki umut da, sevgi de tükeninceye kadar.. Ta ki son elveda mezar sessizligine bürünüceye kadar* Tutkunun ötesinde sevenler, bir kez "Kendine Iyi Bak" derler ve giderler. Onlar eti tirnaktan ayirmak yerine ölümü yeglerler. Onlar bu aciyi bir kezden fazla kaldiramayacaklarini bilirler. Kendine iyi bak, derler ve giderler. Bu sözlerin içinde ihanet yok, hiç bir zaman olamaz derler ve giderler. En büyük ihanet degil midir aslinda seni seveni, ihtiyaci olani yüzüstü birakip gitmek. Kendine iyi bak, derler ve giderler. Seni suskunluga mahkum edip giderler. Seni parçalara ayirip, en büyük parçayi yanlarina alip giderler. Seni senden alip giderler. Daha kötüsü suçlayamazsin onlari tüm bunlar için. Kendine iyi bak deyip gidenin geçerli bir nedeni vardir elbet. Suçlatmaz kendini. Savasmadiklari için kizarsin ama suçlayamazsin. Savasmislarsa, yenildikleri için kizarsin ama suçlayamazsin. Yenildigin için kizarsin ama suçlayamazsin. Ayriligin kaçinilmazligina inandirir seni, kendine iyi bak, derler ve giderler. Elinden umutlarini, düslerini, sevgilerini alip giderler. Bir tek anilari birakirlar geride, Bir de hatirladikça gözyaslarina bogulasin diye unutulmayan nagmeler. Arkalarina bakmadan çekip giderler eger yalniz kalmissan, Çünkü insafsizliklarini görmek istemezler. Hersey o saniye orada bitsin, kapansin bu sayfa isterler. "Bitti" diyemedikleri için , kendine iyi bak derler. "Kirildim ve affedemiyorum" diyemedikleri için kendine iyi bak derler. "Seni istemiyorum artik, hayatimdan çikaracagim ama bil ki hiç unutmayacagim" Diyemedikleri için kendine iyi bak derler. "Biliyorum çok kanayacaksin ama daha iyisini yapamiyorum" diyemedikleri için kendine iyi bak derler. Vicdanlarini rahatlatmak için kendine iyi bak derler, çünkü o kan uzun süre akacaktir ve o yara asla kapanmayacaktir, bilirler. Kendine iyi bak bir noktadir çogu zaman. Kendine iyi bak deme bana, sadece kötülükler noktalansin isterim ben. Oysa sen iyisin.... Sen gözümdeki isik, dudagimdaki tebessüm, sen içimdeki sevinçssin. Sen hayatima renk katan, sen yüregimdeki çarpinti, sen hayatimdaki nesesin. Sen yolumu aydinlatan, sen dert ortagim, sen gönül yoldasim, sen bir tanesin. Kendine iyi bak deme bana. Nokta koyma. Keske böyle yasanmasaydi bazi seyler, keske affedebilsen beni, keske ben de affedebilsem.. Keske döndürebilsek zamani geriye. Keske bugünkü aklimizla yasasak herseyi bastan. Nafile...Ama yine de, gitmesen olmaz mi? Bitmesek olmaz mi? Sen eksikken, ben nasil tam olurum? Senden kalan boslugu kimlerle doldururum? Savassak aramiza giren seytanla olmaz mi? Hani büyük asklar her türlü engeli asardi, hani gerçek dostluklar her sinavi geçerdi, Hani sevgi eninde sonunda kazanirdi? Hani hayatta hiç kirlenmeyecek degerler vardi? Hani en büyük zaferler, en kanli savaslarin ardindan kazanilirdi? Bunlarin hepsi yalan mi?... Sahiden..., Gitmesen olmaz mi? Bitmesek olmaz mi? Peki o zaman... Senin istedigin gibi olsun... Öyleyse... Sen de "KENDİNE İYİ BAK" Bir hayal olduğunu kimseye söyleme… Aralıksız batan sözcüklerinin, an be an yüzünü ölüme çevirdiği yerden yazıyorum sana. Dinleme. Ne bundan önce söylediklerimi ne de bundan sonra söyleyeceklerimi… Bu defa dinleme! Attığım her adımda bir parça daha yıkılan duvarların altında kalmaktan, ayıramadığın dakikaların geceler boyunca sinirini taşımaktan yoruldu ruhum. Ben çabuk yoruldum. Hiç bir masalın kahramanı olamayacak kadar uykum var. Sesinden esirgediğin yüreğin gibisin. Varlığının bir anlamı olsun derken, sen en çok da anlamsızlığa yakıştın nedense. Oysa bu değildi sana dair başlattığım yolculuğun sonu. Böyle olmamalıydı. Adresimi de sil adımlarından;sanırım bundan böyle evde olmayacağım. Nefesimle çoğalacakken, nefesimi tıkadın sen! Geçen her günde, soyunurken tüm kelimelerim yavaş yavaş sana, sen, durdurak tanımadan yeni bir kıyafetle çıktın karşıma. Parmak uçlarımda kaybediyorum sıcaklığını. Yazdıkça uzaklaşıyorum sesinden, teninden ve bakışlarından Seni unutmak istiyor kalbim çok acıyor.Susuyorum ağlamıyorum sensizliğe alışıyorum artık kan yaşları akıtıyorum. hava kararmaya başlayınca, daha çok arıyorum sanki seni. soğuktan mı korkum, karanlıktan mı, sensizlikten mi, yalnızlıktan mı, nöbetlerimden mi, çaresizlğimden mi… bil(m)iyorum….____________kahırdan artık hissetmiyorum… unutmaya başladım; kokunu, sevdiğin şeyleri, söylediğin şarkayı, bana bakışını, sevişini, sarılışını… yaşadık mı sahi senle? gülüyordum galiba. sen yüzüme çok yakıştığını söylüyordun gülmenin. ben gülünce sen gülüyordun. sen gülünce denizler duruluyordu gözlerinde. şimdi fırtına var. gülmek bana yakışmıyor (mu) !!! edebiyatı seviyor(d)um. sana olan aşkımı yüreğimden sonra en iyi o anlatıyordu. ben de hep yazıyordum. bak yine yazıyorm… küstüm, gel____(me) artık. aşk acı çekmekse sev____(me) artık. kara gecelerde ben bulurum yoldaş kendime, kork____(ma) çekmem fişini hayatın!!! yoruldum, kuramıyorum artık. nolur, gel_____(me)!!! Bunların yalan olduğunu kimseye söyleme. Herkes ben gelmeni istemiyorum bilsin.Sen ne olur gel be!!! SAHNEDEYİM ARTIK VE YALNIZLAR BAŞLADI cok iyi bir oyuncu oldum sonunda!!! yalnızlar oyununda bir rol kaptım kendime… hem de ! baş roldeyim… ama tebrik etmem gereken sensin bılıyorum!!! bu senin başarın ve ben seni ayakta alkışlıyorum bugün… zaten benden baska oyuncuda olmuyacak bu sahnede, öyle replik felanda yok ezbelerleyecegim, sadece bir hüzün olacak gözlerim de ve dudaklarım kıvrılacak alaycı bir kendini kücümseyişle…. sen seyretmeyeceksın bu oyunu, oyle seyircide gelmeyecek izlemeye sadece bombos bir salon ve kocaman bir sahne, sahnedede ben!!! ve sessizlik hüküm sürecek… kapalı gişe de kapalı bir oyun benimkisi, sahne hafif loş olacak benim golgem ise perdelere vuracak biraz boynum bükük, birde ellerim bosluğa uzanacak…. aglama sahnesi yok bu oyunda!!! gozlerim hüzünlü ama mutlaka kupkuru kalacak… bu gece ilk oyunum biraz heyecanlımıyım ne??? ama yok basarmalıyım mutlaka! senin yüzünü kara cıkarmamalıyım,ve bu gece en iyi yalnızları ben oynamalıyım… göreceksin! asla yılmayacagım oyle heyecandan saklanmayacagım perde arkasına…. işte o an geldi perdeler acılıyor ve ben yerimi alıyorum sahnede! kulaklarım ugulduyor biraz da midemde sancı var! ama olmaz şimdi vazgecemem, iyi bir oyuncu olmayı sen ogrettin bana ve şimdi benim oyunculugumu kanıtlama zamanım… sahnedeyim artık ve ”YALNIZLAR” basladı.…
Dec. 30
|
|
|
BİZEwrote:
:
Hıçkırdım sözcükleri dudaklarımdan, Sancılarını çektim kalabalıklar içinde yüzümde gülücüklerle... Hepsi yalandı... Maskeler taktım, Gülücük perisiydim karşısında hayatın. Oysa içimdeki ben kandırılamaz bir gerçeğin izleriydi. Dudaklarımdan hıçkırıklarla yoksun dedim, Sessiz karanlıklara çekildim, Çığlıklarımla içimde depremler yarattım. Ayrılıktı... Hıçkırdım... Öğrendim acılı kelimeler kurmayı, ve yüreğimde bir gemi terkettim, İçinde mutluluğun yolcuları vardı, Dudakların vardı sabahları güneşten önce gözlerimi öpen. İçinde yağmurların tadı vardı, Binbir gece binbir renkte dokunmaların... Ay gözlerinde parlıyordu, Dudakların masallar gibi dudaklarıma heceliyordu, Senin tenin kırmızı meşale gibi yüreğimi aydınlatan, Kor siyahlar içinden yüzümü göğe uzatan... Sevgilim, Gitme... Gitme güneşleri sereyim mavi şehirlerine, Gitme... Gitme bulutları yağmur gibi ekerim gözlerime... Senin tadında hiçbir çiçek, Hiçbir toprak, Hiçbir yağmur geçmiyor... Sessizlikte dalgalar denizde, Suskunluğun şarkısını duyuyorum. Yalnızım, Saçlarından okşadığım ellerim kadar yalnız... Özledim... Rüzgar sesini özledim, Mavi düşlerime ninni ezgilerini... Çiçekler kokan tenini... Bir gülüşünle rüyalara dalardık iki beden. Gelincikli saçlarımdan tut hadi. Bir kere daha gamzeli yanaklarına dokunsun ellerim, Ellerim üşüyor Sevgilim... GİTME Sen beni sevmekten gidince ben bana borçlu kaldım Ya sen bana fazla geldin ya ben sana az kaldım Gitme bir adım öteye gülüm bir adımda gurbet olur Gitme bir nefes öteye gülüm her nefes hasret olur Aşk yasaklandı artık halka açık yerlerde El tutmak yol açıyor diye hesapsız Susmalara kaldırdık tüm tutuşmaları Yasak kelime oyunu yapmak Yalan söylemek mecburi ve serbest ayyuka çıkmak Artık yağmur sonraları toprak kokmak yok Tomurcuklanmak günah Ve bir insan gözü yüzünden yüz gün art arda uyumamak Kimse ölmesin diye Kimsenin aklında her sevdalı verdiği sözü geri alacak Güneşi ayı ve hatta hiç bir tabiat olayı Şahit gösterilmeyecek hiç bir sevdaya Ne deniyorsa onu atacak kalp Ve süresi 24 saate çıkarılacak meskun mahallerde ağlamanın Sen sesini alıp gidince ben burda dilsiz kaldım Ya sen bana fazla geldin Ya ben sana az kaldım Gitme bir adım öteye gülüm bir adımda gurbet olur Gitme bir nefes öteye gülüm Sen; Tozlu raflarda unutulmaya yüz tutmuş, belki defalarca okunmuş, belki çoğu zaman yarım bırakılmış, belki de okuyanın istediği sonla bitmediği için anlamsızlaşmış hüzünsel bir öykü gibisin artık. Ben; Eski zamanlara özgü siyah beyaz bir resmin içinde; ağlayan gözlerle, gitmekte olan bir adama bakan, biraz eksik fazlası ile yıkılmış bir kız çocuğu suretinde bu öykünün kapağını süslemekteyim. Kişisel hikayeler hayatın akışı içinde ortak hikayelere dönüşebilir. Tıpkı seninle benim kişisel olarak başlayan, zaman içinde senden benden uzaklaşan bize dönüşen hikayemiz gibi.Bir hikayeye sığdırabildiklerimin hepsini sığdırdım ne varsa senle aslında; Biraz sevilmişlik Biraz sevmişlik Bir tutam umut Bir avuç gözyaşı Kah keder kah mutluluk Ve nihai son..ayrılık.. Ellerinin titremesi, gözlerinin zamansız dolması, dudaklarının sus payı büzülüşü, kimsenin duyamayacağı sessiz çığlıkların içinde yankılanması; yazılması ve tarifi zor duygulardır bu yüzden yazmak yaşamaktan her daim daha kolaydır. Ama yazdığın sitem dolu bir sesleniş, hazmetmeyi beceremediğin bir ayrılığın giriş cümlesi ise; İşte o an yaşanmışlıkları yazmak da bir o kadar zor gelir yazana, boğazında düğümlenen hıçkırıkların sebebinden bilirsin, anlarsın bu zorluğu. Her şeyin anlamsız katran karası olduğu zamanlar sarmışken dört bir yanı satırlarla aydınlatmak ister insan ruhunu,bu yüzden her yazı içinde bir tutam biraz avuntu saklarım bendeki yokluğunun merhemi olsun diye.En kötüsü ise başlangıçta bütün varlığım dediğiniz insanın ayrılık vaktinde hiçliğinize bürünmesi.Hayat misali; gelenler gidenler olur,gelen her şeyin,giden hiçbir şeyin olur.. Kaç geceyi sabaha emanet etmen gerekir bilemezsin Tutulmamış sözlerin hesabını sorarsın boş duvarlara An olur ağlarsın an olur yüreğini kanatırsın Yara kabuk bağlar sanarsın,buna inanırsın Kanadıkça bazı yaraların kapanmayacak olduğunu anlarsın Keşkeler sarar dört bir yanı, Hiç sevmemiş olmayı dilersin Unutmak için dualar edersin Yine de sızlar yüreğin en zayıf yerinden.. Çözülmesi zor bil bilmece ama yine de kendimce; Aşk kelebek misalidir ; Ya ömrü günlüktür, Ya da ömürlüktür....
Dec. 30
|
|
|
gönlümün ÜLKÜSÜ .wrote:
Bu zeki adama şapka çıkartılır .. Türkiye'yi Güldüren Adam' ünlükomedyen Cem Yılmaz'ın İstiklal Marşı'ndan esinlenerek yazdığı bir şiir, şu sıralarda elden ele dolaşıyor. Cem Yılmaz, bu şiirinde Türkiye'nin sorunlarını da ele alarak ülkemiz gerçekleri hakkında inanılmaz tespitler yapmış! İşte Cem Yılmaz'ın Türkiye'nin durumuna mizahi, ve bir o kadar da entelektüel bakış açısıyla yazmış olduğu şiir: İSTİKBAL MARŞI Bakma, dönmez şafak vakti yurttan kaçan o alçak! Dönmeyip Amerika'da, arlanmaksızın yaşayacak!. O benim milletimin hırsızıdır, yurdu soyacak, Hortumladıkları benimdir, milletimindir ancak! Çalma, kurban olayım hepsini ey hırslı çakal! Gariban halkıma da bir pul bırakacak kadar al! Olmaz sana götürdüğün paralar sonra helal, Hakkını vermezsen burdaki ortaklarının behemehal! Ben ezelden beri aç yaşadım,aç yaşarım! Hangi hükümet beni kurtaracakmış,şaşarım! Kurumuş musluk gibiyim, ne akar ne taşarım! Yırtsam da bir tarafımı, hiç görülmez başarım! Mali krizler, yoluna örmüşse çelikten bir duvar, Benim .ceğiz, .cağız diyen bir hükümetim var! Bağırsın korkma, nasıl işimize burnunu sokar? 'Avrupa Birliği' denen tekdişi kalmış canavar! Arkadaş, Meclis'e namusuyla çalışanları uğratma sakın! İşe aldıracakların, olsun hep sana yakın! Gelecektir, cezanı vereceği günler Hakkın, Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın! Yaktığın yerleri 'orman' diyerek geçme, tanı! Çalışanı işten at, doldur kadroya yatanı! Gözleri açık yatır seni kurtaran atanı, Satılmadik o kaldı, durma satıver şu vatanı! Sermaye mutlu olsun, olsa da çevre feda! Semizlettin Apo'yu, mezarında dönsün Şüheda! Uydurma kanunlarla Meclis'ten getirin seda! On bin Yıllık tarihe, yurdum ederken veda! Cümlenizin bu yurdu yok etmek mi emeli? Yediginiz herzelere başka ne demeli! Oyuverin altını iyice sallansın temeli, Yurdumun ki, sonunda vatandaş kükremeli! O zaman durur belki gözümden akan yaşım, O zaman doğrulur belim, yukarı kalkar başım, O zaman boşa gitmez yıllarsüren uğraşım! HESABINI VERİP TE GİTTİĞİNİZ GÜN KARDAŞIM, Dalgalanın dolar gibi sizde şimdi ey suçlular! Olsun artık soyguncuya vurulacak bir yular, Ebediyen, öyle yok hesapsız bir iktidar! Hakkıdır 'garip yaşamış vatandaş'ın da gülmek, Hakkıdır ezilmiş milletimin, aydınlık bir İstikbal! Cem YILMAZ
Dec. 29
|
|
|
gönlümün ÜLKÜSÜ .wrote:
SUSMAK SÜKUTTUR HER ZAMAN UNUTMAYIN BUNU
Kaygılı bir bekleyiş. Ne olacağını kestiremediği hallerde insanın giydiği bir zırh. Cevaplanamamış soruların sığınağı, aczin ikamet adresi. Korkudan nutku tutulmak, sözü kıyamet alameti saymak. Uzun uzun bomboş duran ellerimize bakmak. Fakrın keskin bir idraki, bir afallayış. Benliğin derin bir uçuruma yuvarlanışı… Sessizlik ölümdür. Boşluk, yok oluş. Anlamsızlık, yahut anlam arayışı. Can çekişen bir nefesin, konuşmaya takat yetiremeyişi belki. Acının çığlıkta dahi ifade edilemeyeceği anlaşıldığı anda yapışılan can simidi. Bir hükümsüzlük bildirgesi, bir varlık istifası. Bir kendinden vazgeçiş. Bir kutsal arama çabasını yitiriş… Sessizlik duadır. Kimi zaman duanın en güzelidir hatta. İstemeye bile ar ediş. Kelimelere yüklenemeyen taleplere uzanmış bir el. Beni gör demenin, halimi anla demenin en soylu biçimi. Haliliyet makamından Habibiyet makamına bir uruc. İstiğnadan örülmüş bir heybetli kaftan. ‘Ben’i Rabb’e emanet ediş. Nefsten ruha avdet ediş. Bir güven. Bir “O en iyisini bilir” deyiş. Bir cehalet deklerasyonu. Bir teslimiyet biçimi… Sessizlik karanlıkta yükselen bir duvar. Aramıza giren, sesimizi duyuramadığımız, her anlamı yutan, her çabayı boşa çıkaran, sevgiyi boğan, tüm varlığı bağrında kara bir delik gibi soğuran. Yumruklasan nafile, ellerini kanatsan kimin var ki şifa üflesin yaralarına? En yakınlarınla arandaki perde sessizlik. Artık ortak bir varlık alanına sahip olamama. Uzaklara burnunun dibinden daha yakın olma. Tefekkürden istifa, bir müzakere zemini bulamayış. Ortak bir dil tutturamayış. Bir yabancılaşma. Düşüncesiz bir boşluk. Tahassüs denizine ölümcül bir dalış. Bir dil, bir akıl, bir gönül tutulması… Sessizlik umuttur. En küçük varlık kımıltısından medet umuş. Kulaklarını dikip pür dikkat kesiliş. En ince hesapları yapmak için durup bekleyiş. Gözlerini kırpmaksızın geleceği yakalamak istemek. Gelmesi mukadder olanı geldiği zaman karşılamaya hazır olmak. Son ayarlamaları yapmak. Düşen yaprakların, göz kırpan yıldızların üzerine muskalar yazmak. Bir zikri fark ediş, bir ahenkle baş sallayış, bir kainatla terennüm. Bir mihrapta diz çökmek. Bir bıçağa usulca boyun uzatmak. Varlıkla gözle görülmez bağları hissediş… Sessizlik hayaldir. Gerçeklerin soğuk yüzünden insanın öz vatanına, evine dönüş. Bağrında çiçeklenen hayal bahçelerinde bir gezinti. Özlenilenlerle dilsiz bir konuşma. Bir bakışma, bir sukutla kucaklaşma. Muhayyilenin geniş vadilerinde huzur arama. Orada kimsenin görmediği varlıklarla hemhal oluş. Bir çıldırma sınırında devşirilen güzellik. Bir aşk tasavvuru. Bir dalıp dalıp gidiş. Bir gizli hazine keşfi. Bir beyaz kanatlı at… Sessizlik hem bilgeliktir. Ulu orta söylenemeyecek, sahibinden başkasına verilemeyecek bilginin amansız nöbet tutucusu. Kutsal bir emanet gibi sırrı sadrında taşıyıp, yükünden yorulup, bir parçasını bile kimseye veremeyiş. Ağrıyan sırtını yaslayacak bir arkadaş bulamayış. Bilginin laneti, gülün dikeni, dudaklarda acı bir kilitleniş. Koynunda taşıdığın bir ateşten name. Mührü bir kez kırılsa kıyameti koparacak bir hikmet. Sukuttan bir kitap… Sessizlik bir ihanettir. Bir kuyruklu yalan. Bir zulme iştirak. Bir dilsiz şeytaniyet. Konuşmanın hayat verdiği yerde bir idam fermanı. Bir hain pusu. Bir yüze tükürüş. Bir aşağılama. Bir yok sayma. Umursamazlık ve arsızlıkla varlıkla dalga geçiş. Bir küfür.Bir kalpsizlik. Bağra saplanan bir hançer. Zulmün en katmerlisi, sonsuz varlığı sonsuz yokluğa tebdil. Değeri ademe mahkum ediş. Her sese açgözlülükle saldırış, kalbi kanatan bir karanlık. Soğuk bir yüzde donuk bir gülüş, bir küçümseyen bakış... Sessizlik bir yenilgidir. Bir umut kesiş. Bir kopuş. Bir ebedi firak. Uçuruma yuvarlanış. Yanlış yolda olduğunu ani bir kavrayış. Tüm çabalarının boşa gittiğini acıyla fark ediş. Bir serzeniş, bir sitem. Bir beklememezlik. Bir şaşkınlık. Bir kalp istifası. Gözyaşlarını terk ediş. Ağlamayı bile beceremeyiş… Sessizlik bir utançtır. Bir yüz kızarış, bir mazeretsizlik. Ne söyleyeceğini bilememe. Bir günah çıkarma, bir itiraf. Bir derin pişmanlık. Karanlığın bağrında bir acılı diş sıkış. Bir kendi kendini kınama. Bir çile doldurma, bir uzlet. Bir içe kapanış. Bir tevbe. Bir sabr-ı cemil. Bir arınma çabasıdır sessizlik… İnsan hakkı bilemeyince ne yapar? Bir şaşkınlığın, bir yol tutamayışın, bir seçim yapamayışın, hiçbir şey elinde olmayışın, hiçbir meselede fikrinin sorulmayışının aczini nasıl sağaltır ruhundan insan? Furkan ona verilinceye kadar susar. Gerçek ortaya çıkıncaya, yardım erişinceye, durum vazıh oluncaya, bir yola gayri iradi sevk edilinceye, işareti gelinceye kadar susar. Zira susmak İsa(as)’ya gebe olmaktır. Dudakları emr-i ilahi gelinceye kadar kilitlemek bir Yahya beklemektir. “Unutmak için şarkı söyleriz, zira insan şarkı söylediğinde daima güzel şeyleri düşünür” der İvo Andriç. Acıyı unutmak için terennüm eden insan, acıyı ve beraberinde varlığını hissetmek için susmalıdır. İnsan hatırlamak için susar. Kendini hatırlamak, Rabbini hatırlamak, anlamı hatırlamak ancak sessizlikledir. Sessizlik acı verir. Ama şifadır. Sessiz kalmayı başarabilen mutlaka bir mucizeye şahitlik edecektir. Sünnetullah değişmez… Sessiz kalın ki hayat parmak uçlarına basarak yanınıza sokulabilsin. Güneşin battığı yerde cennet ışıklarının şavkı yüzünüze vurabilsin. Sem ve basar Rahman’a yönelebilsin. Susun ki Rabb sizinle de konuşabilsin. Çünkü kimi zaman tek çare susmaktır…
Dec. 27
|
|
|
gönlümün ÜLKÜSÜ .wrote:
SLM KELEBEGİM NERDESİN BİRTANEM SENİ ÇOK ÖZLEDİM VE SENDEN GELİCEK HAYIRLI HABERLERİNİ BEKLİYORUM.EN GÜZELE EMANET OL KENDİNE ÇOK İYİİİİİİİİİİİİ BAK ABLASININ BİRTANESİ.SEN MUTSUZSAN BENDE MUTSUZUM BUNU UNUTMA SEN MUTLU OLURSAN BENDE MUTLU OLURUM KELEBEGİM.HADİ KANATLAN VE UÇ BİRTANEM ÖPTÜMMMM EN GÜZELE EMANETSİN EN GÜZEL YAR VE YARDIMCIN OLSUN KİBBBB
Çok uzaktayım şimdi... Oyun bitti. O telaşlı ve heyecanlı kalabalık... Sonra sahnedeki macera... Bitti... Salon boşaldı. Işıklar söndü. Herkes gitti. Ben buradayım. Ve burası çok uzak... *** Elimde bilet... Yanlış yer için... Yanlış zamanda... Gecenin dipsiz kuyusunda. İstasyonun yapayalnızı... Yarın sabaha kadar soğuğun ve ıssızlığın... Gün ağardığında yabancı bir kalabalığın içinde... Yapayalnız... Kaldığım yer, gidemediğim yerden çok uzak... Çok uzaktayım şimdi. *** İki kelimeyi sarıp sarmalayıp kalbimin içinde... Senin için. Söylemeye kıyamamıştım! Kullanılmamış ve saf ve tertemiz... Çok güzeldiler. Senin içindiler... Söylemediğim yere çok uzağım şimdi. Senden çok uzaktayım. *** Bu mevzide kurtaracaktık dünyayı. İnancın, aşkın, cesaretin adı olmuştuk hani. Sonsuzluğa ertelemiştik ya, yaşanacak ne varsa ve Allah için... Bu mevzide kurtaracaktık kendimizi... Ne kılıçlarımız ışıldadı, ne güllerimiz açtı. Bizi şimşek gibi yerimizden fırlatacak o beklediğimiz nara hiç yankılanmadı. Uzun ve yalnız bir nöbetin sabrında... Çok uzaktayım şimdi. *** Bir elimde geçersiz bilet... Diğerinde paslı bir kılıç... Sonra biriktirdiğim kelimelerle... Bekliyorum. Ve biliyorum; çok uzaktayım... Bülbül küstü güle. -Saatlerce ötüyorum başucunda senden hiçbir ses gelmiyor; ben yapacağımı bilirim! dedi. İntikam alırcasına lalenin başında ötmeye başladı. Gül duysun ve kıskansın diye sesini iyice yükseltti bülbül. Karanfil, papatya, menekşe, kardelen… Çiçek adına ne varsa hepsi lalenin başına toplandı. Kıskandılar laleyi. Kimse anlayamadı, neden? Birden kıpkırmızı oldu lale. Bülbül iyice coştu. Saatlerce öttü. Sesi kesildi. Artık ötecek hali kalmamıştı. Döndü. Lakin gül yoktu ortalarda. Telaşlandı. Gözyaşı içindeki orkideye sordu: -Gülüm nereye gitti? -Az önce öldü! Dedi orkide. Bin pişmandı bülbül. -Ama ben kıskandırmak istemiştim sadece, dedi. Gözyaşlarını usulca sildi orkide ve belki en bilge duruşuyla: -Hata yaptın bülbül kardeş. Gül, kırmızısını senin ötüşünden alıyordu. Sen gidince ne kırmızı kaldı ne de gül. Şimdi nerede kırmızı bir lale görürsen bil ki bir gül daha ölmüştür, dedi. ZAMANSIZIMA Zamansız geçmişime bakıyorum şimdi zamansız geçen Kurak topraklara zansız yağan bir yağmur gibi, Belirsiz bir mutluluk kaplıyor içimi Bir hüzün yağmuru sarıyor ardından Bir rüzgar bir deli poyraz esiyor hayatımdan.. Suretsiz yüzlerin elleri okşuyor yüzümü Kokuşmuş diller meydan okuyor hayatıma Kırk bir kalemle en zamansızım da buluyorsun beni, Sırtımı zamana yaslamışken Sonumu rüzgârın ellerine bırakmışken Omzuma yaslıyorsun başını… Her şeyden, her bir şeyden uzak tutuyorsun Alıp götürüyorsun gözlerimi Kalbim zamana yalvarırken Sen yüreğimi firara zorluyorsun… Aklım avuçlarına bir yaprak gibi düşüyor Düşüncesizce sevdamla meydan okuyorum zamana. Susuyorum, susuyorsun ve susacaklarımız bitmiyor Öylesine bir dip dalmak istiyorum ki yüreğine En derinin de sevdana vurgun yeyip Ölmek istiyorum… Damarlarımı çatlatıp tekrar dan kalbime akıtan yer Yüreğinin en derinleri olsun istiyorum… İç kanamalı bir sevda yarasın da Kapanmamacasına seni zamansız seviyorum…
Dec. 27
|
|
|
BİZEwrote:
Belkide tekrar yitirmekten,
ölesiye sevdiği halde onun yanında olmamaktan korkuyor. Yada su utangaçlıgını yenemeyip, aşkını ona anlatamamaktan korkuyor. Belkide önündeki engelleri aşamayıp, elini asla tutamamaktan korkuyor. Yada gözlerine bakamayıp, su dünyadan çekip gitmekten korkuyor bu kız.
Dec. 26
|
|
|
BİZEwrote:
Yarali genc kiz!
Güveniyordu herkeze o genc kiz Herseyi cok seviyordu Dünyaya toz pembe bakiyordu Yüzünden gülücükler hic eksilmiyordu Hep gülüyordu cok mutluydu genc kiz Kendi dünyasinda yasiyordu Mutluydu ozamanlar Birgün bir delikanliyla tanismisti genc kiz Iste o günden beri dünyasi degismisti biranda Cok baska duygular icindeydi Bundan önce hic hissetmedigi duygulari yasiyordu Tecrübesizdi o genc kiz Duygularinin onu nereye sürükleyecegini bilmiyordu Delikanli yasca büyüktü ondan Görüsmeye basliyorlardi delikanliyla Hoslaniyordu besbelli Birgün delikanli genc kiza asik oldugunu söyleyince Mutluluktan ucuyordu genc kiz Geceleri uykusuz geciyordu Onu düsünüyordu Onu özlüyordu Genc kizda asik olmustu delikanliya O günden beri bütün dünyasi delikanlinin etrafindaydi Her anini birlikte geciriyorlardi Aradan cok zaman gecmiyordu Delikanli aramiyordu önceki gibi Üzülüyordu genc kiz Ama yinede güveniyordu Cünkü asikti delicesine delikanliya Delikanli cikmiyordu genc kizin telefonlarina Agliyordu genc kiz Yinede dayanamayip ona gitmisti Ne oldugunu ögrenmek istiyordu Delikanli bu siralar cok yogun oldugunu, Ona güvenebilecegini ve genc kizi sevdigini söylüyordu Sevinmisti genc kiz Hemen inanmisti Kalbi safti Cabuk kaniyordu Yine görüsmeye devam ediyorlardi Genc kiz cok mutluydu Dünyalar onundu sanki O gece telefon bekliyordu delikanlidan Delikanli aramamisti o gece Üzülmüstü genc kiz Her telefon calisinda umutla kosuyordu Hala onun aramasini bekliyordu Günler geciyordu bir haber alamamisti delikanlidan En sonunda aramisti delikanli Sevinmisti genc kiz Genc kiz onu ne kadar özledigini anlatmak isterken Sözünü kesiyordu delikanli “Seninle güzel günler gecirdik” diye basliyordu söze Anlamisti genc kiz Delikanli ayrilmak istyordu Genc kizin gözleri doluyordu Birsey diyemememisti Bir tek kelime konusmadan kapatmisti telefonu Hickiriklarla aglamaya baslamisti genc kiz Ilk kez bu kadar cok agliyordu Ilk kez gözleri parlamiyordu Dünyaya küsmüstü genc kiz Mutsuzdu artik,etrafina gülücükler sacan neseli kiz Gözyasi dinmiyordu hep agliyordu Toparlamaya calisiyordu kendini Dostlari güc veriyordu ona Unutmak istiyordu yasananlari Unuttugunu saniyordu genc kiz Aylar sonra tekrar karsilasiyorlardi Kalbi yerinden firlayacakmis gibi oluyordu Heyecanlaniyordu genc kiz Delikanli “affet beni, bir hataydi” diyordu Kaniyordu genc kiz Duygularina yenik düsmüstü bir anda Bu sefer daha cok baglanmisti delikanliya Delikanli ayni oyunu tekrar oynamisti genc kiza Yasamak istemyiordu Oyuncak bir bebek gibi hissediyordu kendini zavalli genc kiz Nerden bilebilirdiki askinin sonu böyle olucagini Nefret ediyordu delikanlidan Insanlara güvenmiyordu artik Parlamiyordu gözleri Gülmüyordu eskisi gibi Degismisti genc kiz Intikamini alicakti genc kiz Vazgecmisti bir anda Nefret ettigi biri olsa bile ona aci cektirmek istemiyordu genc kiz Insanlardan uzaklasmisti artik Icine atiyordu duygualrini, acilarini Kimseyle paylasmiyordu Güvenmiyordu, güvenemiyordu genc kiz Delikanli cok sey alip götürmüstü genc kizdan Birde büyük bir izde birakmisti Gönül yarasiydi bu Sevgi dolu olan bir kalbi nefretle doldurmustu Yaraliydi genc kiz Tövbe etti en sonunda sevdalara Kaciyordu, sevgiyle yaklasan ellerden Korkuyordu, tekrar incitilmekten korkuyordu Eski günlerini ariyordu genc kiz O eski neseli kizi ariyordu icinde Ölmüstü o neseli kiz, öldürmüslerdi Üc yil gemcmisti aradan Toparlamisti kendini Coktan unutmustu Ama gönül yarasini asla unutmuycakti Delikanliyi asla affetmiycekti Eskisi gibi olamaycagini anlamisti artik Hayata geri dönüyordu... yarali genc kiz...!!!
Dec. 26
|
|
|
zeynawrote:
Am I Alone?
I get a funny feeling, it comes from deep inside. I get all mad and angry, wanting to go and hide. My doctor calls it depression, my dad says it's just me. But the thoughts and feelings, no one will ever be able to see. Some say I'm psycho, some say I'm just weird. It's like I'm a different person, and the old me just disappeared. I get really edgy, I want to commit suicide real bad. Then I get a headache, followed by feeling sad. I wish I could get help, I wish it would go away. Maybe if I keep praying real hard, it will some day.
Dec. 18
|